back to top
Ana Sayfa Haberler İBB Davası 8 Milyon Dolarlık İddia: İBB Davasında İtirafçı Beyanlarına Ağır Soru

8 Milyon Dolarlık İddia: İBB Davasında İtirafçı Beyanlarına Ağır Soru

İBB Davası’nın 64. duruşma gününde savunma yapan avukat Nergiz İnce, dosyada itirafçı sıfatıyla yer alan Sarp Yalçınkaya’nın tahliye edilmek için 8 milyon dolar rüşvet ödediğine ilişkin beyanını gündeme taşıdı; İnce, böylesine yüksek bir ödeme iddiasının soruşturulması gerektiğini belirterek Yalçınkaya’nın müvekkili Fatih Keleş hakkındaki ifadelerinin güvenilirliğini sorguladı.

İBB Davası’nın 64. gününde tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in savunması için söz alan avukat Nergiz İnce, dosyada yer alan itirafçı Sarp Yalçınkaya’nın kendi beyanlarında gündeme getirdiği 8 milyon dolarlık rüşvet iddiasına dikkat çekti.

İnce’nin mahkeme heyetine yönelttiği sorular, yalnızca Yalçınkaya’nın Keleş hakkındaki ifadelerinin güvenilirliğini değil, cezaevinden tahliye edilmek amacıyla bu ölçekte bir paranın ödendiği iddiasının nasıl ve kimler aracılığıyla gerçekleştiğinin de araştırılması gerekip gerekmediğini gündeme taşıdı.

“8 Milyon Dolar Neden Ödendi?”

İnce, Yalçınkaya’nın tutukluluk sürecinde tahliye edilmek için 8 milyon dolar rüşvet verdiği yönündeki anlatımının başlı başına ciddi bir soruşturma konusu olduğunu söyledi.

Avukat, mahkeme huzurunda şu soruyu yöneltti: “Bir kişi tutukluyken, tahliye olabilmek için rüşvet olarak 8 milyon dolar parayı ödeme yaptıysa, bunun iki tane açıklaması olabilir. Hangi suçu işledi ve hangi büyük suçu gizlemek için 8 milyon dolar gibi muazzam bir parayı vermeyi göze aldı?”

Buradaki temel mesele, yalnızca paranın miktarı değil. 8 milyon dolar gibi olağanüstü yüksek bir meblağın bir tahliye işlemi karşılığında ödendiği iddiası, doğruysa adalet sisteminin işleyişine ilişkin son derece ağır soruları beraberinde getiriyor.

“Türk Savcılarına Mı Güvenmiyor?”

İnce, Yalçınkaya’nın iddiasındaki çelişkiye de dikkat çekerek ikinci sorusunu yöneltti: “Yalçınkaya, Türk savcılarına mı güvenmiyor?”

Avukata göre kişi kendisini suçsuz görüyorsa, adli makamların önünde savunma yaparak özgürlüğünü kazanmak yerine neden milyonlarca dolarlık bir ödeme yaptığı iddiasında bulunuyor?

Bu soru, İBB Davası’nda itirafçı veya etkin pişmanlık kapsamında ifade veren kişilerin beyanlarının hangi koşullarda alındığı ve bu beyanların başka delillerle ne ölçüde doğrulandığı tartışmasını yeniden gündeme getiriyor.

Ceza soruşturmalarında bir kişinin özgürlüğüne kavuşma beklentisiyle verdiği ifadelerin maddi delillerle desteklenip desteklenmediği, özellikle başka sanıklar açısından belirleyici sonuçlar doğurabilecek dosyalarda kritik önem taşıyor.

“Beyanlarını Kabul Etmiyoruz”

Nergiz İnce, savunmasının sonunda Sarp Yalçınkaya’nın Fatih Keleş hakkındaki beyanlarını açık biçimde reddetti.

İnce, “Bu kişinin müvekkilim hakkındaki beyanlarını kabul etmiyoruz” diyerek, söz konusu ifadelerin Keleş aleyhine delil olarak kullanılmasına itiraz etti.

Ancak tartışmanın merkezindeki 8 milyon dolarlık iddia, bundan daha geniş bir soruyu gündeme getiriyor: Bir sanığın tahliye karşılığında milyonlarca dolar rüşvet ödediğini ileri sürmesi, yalnızca o kişinin anlatısının bir parçası olarak mı kalacak, yoksa bu iddianın kendisi de bağımsız biçimde araştırılacak mı?

Milyonlarca Dolarlık İddianın Gölgesinde Adalet

İBB Davası’nda gündeme gelen bu iddia, yargılamanın yalnızca sanıkların suçlanıp savunulduğu bir süreç olmadığını; iddiaların güvenilirliğinin, delillerin kaynağının ve tanık ya da itirafçı anlatılarının hangi koşullarda ortaya çıktığının da sorgulanması gerektiğini gösteriyor.

8 milyon dolar gibi astronomik bir miktarın tahliye amacıyla ödendiği iddiası doğruysa, bunun yalnızca bir kişinin kişisel anlatısı olarak dosyada kalması, kamuoyunun adalete olan güveni açısından ciddi soru işaretleri yaratır. İddia doğru değilse de, böylesine ağır bir suçlamanın hangi temele dayandığının açıklığa kavuşturulması gerekir.

Çünkü adaletin güvenilirliği, yalnızca verilen kararlardan değil, o kararlara götüren delillerin nasıl elde edildiğinden ve mahkeme önünde ne ölçüde sınandığından da geçer.

İBB Davası’nda şimdi kritik soru şu: 8 milyon dolarlık rüşvet iddiası gerçekten araştırılacak mı, yoksa davanın çok daha geniş adalet tartışmasının içinde kaybolup gidecek mi?