back to top
Ana Sayfa Haberler İBB Davası İBB Davasında 82. Gün: 414 Sanıklı Davada Savunmalar Sürüyor, 51 Tutuklu Sanığın...

İBB Davasında 82. Gün: 414 Sanıklı Davada Savunmalar Sürüyor, 51 Tutuklu Sanığın Durumu Değişmedi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında açılan davada 16 Eylül 2026 itibarıyla 414 sanığın yargılanmasına Silivri’de devam ediliyor. Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 51 sanık tutuklu. Davanın 82. gününde tutuksuz sanıkların savunmaları alınırken, dosyanın kapsamı, uzun tutukluluklar, gece yarılarına kadar süren duruşmalar ve soruşturma aşamasında hazırlığı sürdürülen ek iddianame tartışmaları yargılamanın ana başlıklarını oluşturuyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “yolsuzluk” soruşturması kapsamında açılan ve kamuoyunda İBB davası olarak bilinen yargılama, 16 Eylül 2026 itibarıyla 82. gününe ulaştı. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısında oluşturulan yeni duruşma salonunda görülen davada, İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanık yargılanıyor.

Dosyada halen 51 tutuklu sanık bulunuyor. Tutuklu sanıklar arasında İmamoğlu’nun yanı sıra Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan da bulunuyor. 3 Eylül’de verilen ara kararla iki sanığın tahliye edilmesinin ardından tutuklu sanık sayısı 53’ten 51’e gerilemişti.

İddianame: 3 bin 800 sayfaya yaklaşan dosya

Soruşturma sonunda hazırlanan iddianame 11 Kasım 2025 tarihini taşıyor ve yaklaşık 3 bin 800 sayfadan oluşuyor. İddianamede İmamoğlu hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, kişisel verilerle ilgili suçlar, kamu malına zarar verme ve çeşitli özel kanunlara muhalefet gibi çok sayıda suçlama yöneltiliyor.

Savcılık, İmamoğlu açısından toplam hapis cezası talebini yüzlerce yıldan iki bin yılı aşan bir üst sınıra kadar hesapladı. İddianamede İmamoğlu’nun 2014’ten itibaren bir “sistem” kurduğu ve bu yapı üzerinden belediye kaynaklarının kullanıldığı, siyasi faaliyetlerin finanse edildiği ileri sürülüyor. Bu anlatım iddianamenin savcılık makamına ait suçlama çerçevesini oluşturuyor; sanıklar ve müdafileri ise suçlamaların önemli bölümünü reddediyor.

İddianamede ayrıca 143 ayrı eylem üzerinden yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolarlık menfaat ve kamu zararı bulunduğu iddia ediliyor. Bu rakamların soruşturma makamının hesaplamaları olduğu ve henüz kesinleşmiş bir mahkeme hükmü anlamına gelmediği özellikle belirtilmeli.

Dava 407 sanıkla başladı, 414 sanığa ulaştı

Yargılama başlangıçta 407 sanık üzerinden planlandı. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tensip kararında 105 tutuklu olmak üzere 407 sanık hakkında dava açıldığı belirtilmişti. İlk duruşma 9 Mart 2026’da Silivri’de başladı.

İlk celsede İmamoğlu, Çalık, Şahan, Murat Ongun, Fatih Keleş ve Mehmet Pehlivan’ın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıkların savunmaları alınmaya başladı. İlk duruşmanın planlamasında haftada dört gün yargılama yapılması öngörülmüştü.

Yargılama ilerledikçe dosyaya yeni sanıkların eklenmesiyle toplam sayı 414’e çıktı. Tutuklu sayısı da süreç içinde önemli ölçüde azaldı.

Mahkeme değişti, dosya 33. Ağır Ceza’ya geçti

Davanın ilk bölümünü yürüten İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 30 Haziran 2026 tarihli kararnamesi kapsamında faaliyetlerine son verilen mahkemeler arasında yer aldı.

Bunun ardından dosya İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’ne devredildi. Ancak yargılamayı sürdüren heyetin başkanlığına 40. Ağır Ceza Mahkemesi 1. Heyet Başkanı Selçuk Aylan getirildi. Böylece dava mahkeme numarası değişmiş olsa da mevcut heyetin büyük ölçüde korunması sağlandı. Mahkeme heyetine ayrıca bir üye hakim eklendi ve heyet dört kişiye çıktı.

Bu değişiklik, davanın en kritik usul gelişmelerinden biri oldu. Çünkü yüzlerce sanıklı ve binlerce sayfalık bir dosyada mahkeme değişikliğinin yargılama takvimi üzerindeki etkisi kamuoyunda tartışıldı.

İkinci duruşma 17 Ağustos’ta başladı

İlk duruşmanın tamamlanmasının ardından yaklaşık 40 günlük aradan sonra ikinci duruşma 17 Ağustos’ta başladı. Bu aşamaya gelindiğinde tutuklu sanık sayısı 53’e düşmüştü.

İkinci celsenin temel gündemi tutuksuz sanıkların savunmaları oldu. Dört günlük ilk haftada 53 tutuksuz sanığın savunması alındı.

Savunmalar ilerledikçe sanıkların önemli bölümü kendilerine yöneltilen eylemlerin görev yaptıkları dönemle örtüşmediğini, bazı işlemlerde imzalarının bulunmadığını veya iddianamede kendilerine isnat edilen hiyerarşik ilişkilerin gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Davanın ilerleyen günlerinde Aziz İhsan Aktaş ve Ertan Yıldız gibi isimlerin savunmaları da dosyanın önemli başlıkları arasında yer aldı. Aktaş, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla savcılığa başvurduğunu belirtirken, savcılık makamının iddialarına ilişkin kendi anlatımını sundu.

3 Eylül’de 51 kişinin tutukluluğu devam etti

İkinci duruşmanın 75. gününde tutuklu sanıkların tahliye talepleri değerlendirildi. Savcılık, Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53 tutuklu sanığın tamamının tutukluluk halinin devamını istedi.

Mahkeme ise iki sanığın tahliyesine karar verdi. Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz ile iş insanı Serkan Öztürk tahliye edilirken, aralarında İmamoğlu’nun da bulunduğu diğer 51 sanığın tutukluluğunun devamına hükmedildi.

Böylece dosyadaki tutuklu sayısı 53’ten 51’e indi.

İmamoğlu’nun savunması

İkinci duruşmanın en dikkat çeken aşamalarından biri Ekrem İmamoğlu’nun tahliye talebi kapsamında yaptığı savunma oldu.

İmamoğlu, hakkındaki suçlamaların somut delillere dayanmadığını savunurken, iddianamede “örgüt” ve “sistem” şeklinde tanımlanan yapının gerçek bir karşılığının bulunmadığını ileri sürdü.

İmamoğlu’nun savunmasının ardından dosyada tutuksuz sanıkların beyanları alınmaya devam etti.

15 saate ulaşan duruşmalar tartışma yarattı

Davanın ikinci duruşmasında yargılama süreleri de önemli bir tartışma başlığına dönüştü.

Bazı duruşmaların gece yarısına, hatta 00.00, 00.30 ve 01.30’a kadar uzadığı bildirildi. Türk Tabipleri Birliği, 10 Eylül’de yayımladığı değerlendirmede 14-15 saate ulaşan duruşmaların sanıkların, müdafilerin ve diğer yargılama aktörlerinin fiziksel ve bilişsel kapasitesini olumsuz etkileyebileceğini belirtti. TTB, uzun ve ardışık duruşmaların “yorma yasağı” ve kötü muamele açısından değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da duruşmaların akşam saat 22.00’lere kadar uzamasını eleştirerek yargılamaların “insani saatlerde” yapılması gerektiğini dile getirdi.

Bu tartışma, yalnızca çalışma koşulları açısından değil, savunma hakkının etkin kullanılması bakımından da önem taşıyor. Zira yüzlerce sanığın bulunduğu ve çok sayıda avukatın görev aldığı bir dosyada, uzun süreli oturumların savunmaların niteliğini ve tarafların yargılamaya etkin katılımını etkileyebileceği yönünde meslek örgütleri tarafından değerlendirmeler yapıldı.

77. günde Fatoş Pınar Türker duruşmada bayıldı

Duruşma koşullarına ilişkin tartışmayı büyüten olaylardan biri 8 Eylül’de yaşandı.

Tutuklu Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, davanın 77. gününde savunmalar sırasında fenalaşarak bayıldı. Olayın ardından duruşmaya ara verildi. Türker’in avukatı, uzun süren duruşmalar nedeniyle tutukluların sağlık durumlarının tehlikeye girdiğini belirterek oturum sürelerinin kısaltılmasını istedi.

Bu olayın ardından duruşmaların süresi ve Silivri’deki yargılama koşulları davanın hukuki gündeminin yanında insan hakları ve sağlık başlıklarıyla da tartışılmaya başlandı.

80 ve 81. günlerde tutuksuz sanıkların savunmaları sürdü

14 Eylül’deki 80. günde bazı tutuksuz sanıklar, kendilerine yöneltilen suçlamaların somutlaştırılmadığını ve iddianameyi anlamakta güçlük çektiklerini belirtti. 15 Eylül’deki 81. günde de tutuksuz sanıkların savunmaları ve çapraz sorguları sürdü.

15 Eylül’de 11.30’da başlayan duruşmanın 22.00’de sona erdiği ve 27 kişinin savunmasının alındığı bildirildi. Böylece 325 kişilik tutuksuz sanık grubundan savunması henüz alınmayanların sayısı 156 olarak açıklandı.

82. gün: “Rüşvet durumu yok”

16 Eylül’deki 82. günde sanık kürsüsüne ilk olarak, kendisinden rüşvet istendiğini ileri sürdüğü belirtilen B Grup Yapı Sanayi ve Ticaret AŞ Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Halil Babacan çıktı.

Babacan’ın savunmasının ardından tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık kendisine sorular yöneltti. Çalık, inşaat projesinin herhangi bir aşamasında kendisinden zorla veya baskıyla bir talepte bulunup bulunmadığını sordu.

Babacan, böyle bir talebin olmadığını söyledi. Çalık’ın spor salonunun yapımı sırasında baskıyla rüşvet verilip verilmediği yönündeki sorusuna da Babacan, “Rüşvet durumu yok” yanıtını verdi.

Mahkeme başkanının başka belediyelere bağış yapıp yapmadığını sorması üzerine Babacan, başka belediyelere de bağış yaptığını ifade etti.

Bu bölüm, iddianamede rüşvet iddiasına konu edilen bazı işlemlerin mahkeme salonundaki sorgulamalar sırasında sanıkların kendi anlatımlarıyla yeniden tartışmaya açılması bakımından dikkat çekti.

“Örgütü duysaydım burada çalışmaya devam eder miydim?”

Babacan’ın ardından tutuksuz sanık İSFALT yöneticisi Oktay Aktaş ve Murat Selvi’nin savunmaları alındı.

Eski İBB Genel Sekreter Yardımcısı Cemal Ufuk Karakaya ise kendisine yöneltilen örgüt üyeliği suçlamasını reddetti. Karakaya, encümen üyesi olarak katıldığı üç ihale nedeniyle yargılandığını, ihaleleri düzenleyen veya takdir komisyonunda bulunan kişi olmadığını söyledi.

Ekrem İmamoğlu’nun Karakaya’ya, iddianamede anlatılan “örgüt” veya “sistem” kavramlarının toplantılarda gündeme gelip gelmediğini sorması üzerine Karakaya, böyle bir yapıdan haberdar olması halinde belediyede çalışmaya devam etmeyeceğini söyledi.

Karakaya ayrıca belediyenin 50 milyar liralık kaynak akışının yolsuzluk olarak gösterilmesini eleştiren bir anlatım ortaya koyarak, bu büyüklükte bir paranın belediye hizmetlerinden koparılması halinde altyapı ve yatırımların sürdürülemeyeceğini ifade etti.

“13 ay yattık, bırakın da anlatalım”

Eski İBB Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy da 82. günde savunma yapan isimler arasında yer aldı.

Ulusoy, ecrimisil dosyası bulunan bir taşınmaza zabıtanın müdahale etmesinin hukuken mümkün olmadığını savundu. Mahkeme başkanının dosyadaki belgelerin incelendiğini söylemesi üzerine Ulusoy, “13 ay yattık, bırakın da anlatalım” dedi. Mahkeme başkanı ise savunmasına devam etmesini istedi.

Ardından eski İBB Emlak Yönetimi Daire Başkanı Ali Ayçiçek savunmasını yaptı. Ayçiçek, kamu kariyerini liyakat temelinde sürdürdüğünü ve halen İBB’de müfettiş olarak görev yaptığını belirtti.

Ayçiçek, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ile arasında herhangi bir hiyerarşik ilişki bulunmadığını, Keleş’in kendisine talimat vermediğini söyledi. Keleş’in “Hukuk dışı bir ricada bulundum mu?” sorusuna da Ayçiçek, “Siz bana talimat veremezsiniz, vermediniz, hukuk dışı bir ricada bulunmadınız” karşılığını verdi.

Ayçiçek savunması sırasında gözyaşlarına hakim olamayarak, “Bugün devlete hizmet etme duygusunun pişmanlığını yaşıyorum” dedi.

Dosyanın önünde iki ayrı süreç var

İBB davası bakımından 16 Eylül itibarıyla iki ayrı hukuki süreç eş zamanlı ilerliyor.

Birinci süreç, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden 414 sanıklı ana kovuşturma. Mahkeme şu anda tutuksuz sanıkların savunmalarını ve çapraz sorgularını almaya devam ediyor. 16 Eylül itibarıyla tutuklu sayısı 51.

İkinci süreç ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yeni delil ve raporlar üzerinde yürüttüğü çalışmalar. Adalet Bakanı Akın Gürlek 10 Eylül’de, İBB dosyasına ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışıldığını açıkladı. Gürlek, yeni bazı ihale raporlarının bulunduğunun belirtildiğini söyledi. Aynı açıklamada, dosyanın artık kovuşturma aşamasında olduğunu ve delillerin değerlendirilmesiyle sanıkların hukuki durumuna ilişkin nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu belirtti.

Bu nedenle 16 Eylül itibarıyla ana davada henüz bir hüküm aşamasına gelinmiş değil. Mahkeme, yüzlerce sanığın savunmasını tamamlamaya çalışırken, savcılık makamının yeni delil ve raporlar üzerinden ek iddianame hazırlığı yaptığı yönündeki açıklama dosyanın kapsamının ilerleyen dönemde genişleyebileceğine işaret ediyor.

16 Eylül itibarıyla davanın en belirgin özelliği, henüz yüzlerce sanığın savunmasının tamamlanmamış olması. 414 sanıklı dosyada ikinci celsenin 18. gününe gelinmesine rağmen tutuksuz sanıkların savunmaları sürüyor. Bir yandan mahkeme önündeki savunma ve sorgu süreci devam ederken, diğer yandan uzun duruşma saatleri, tutuklulukların sürmesi ve yeni bir ek iddianame ihtimali yargılamanın önümüzdeki dönemini belirleyecek başlıklar olarak öne çıkıyor.

Not: Dosyadaki suçlamalar, savcılık makamının iddialarıdır; sanıklar suçlamaları reddetmekte ve yargılama devam etmektedir. Bu nedenle iddianamede yer alan kamu zararı, örgüt, rüşvet ve benzeri nitelemeler kesinleşmiş mahkeme hükmü olarak değil, yargılama konusu edilen iddialar olarak aktarılmıştır.