İBB davasının 105’inci gününde, milyonlarca dolarlık rüşvet iddialarını aktaran tanıkların bilgi kaynakları, metro ihalesine ilişkin kamu zararı suçlaması ve KİPTAŞ üzerinden yürütülen işlemler sorgulandı. Şişli Belediyesi’nden para istendiğini anlatan tanık, belediye yöneticileriyle hiç görüşmediğini söyledi. Savunmanın çağırdığı ihale uzmanı kamu zararı bulunmadığını belirtirken, KİPTAŞ yöneticisi suçlayıcı ifadelerin bazılarını reddetti. Günün dikkat çeken gelişmelerinden biri de fon soruşturmasında adları geçen Pasifik Holding yöneticilerinin İBB davasında müşteki olarak dinlenmesi ve aynı toplantıya ilişkin anlatımlarında farklılıkların ortaya çıkması oldu.
- NHA – İSTANBUL | 5 Kasım 2026
Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 46’sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının 105’inci gününde, soruşturma aşamasında alınan ifadelerin mahkeme huzurunda ne ölçüde doğrulanabildiği yeniden gündeme geldi. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülen duruşmada, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırma suçlamalarına ilişkin tanık anlatımları, savunmanın sunduğu teknik değerlendirmeler ve belediyedeki yetki ilişkileri ele alındı.
Davanın üçüncü celsesinin dördüncü gününde dinlenen bazı tanıklar, suçlamalara konu olayları doğrudan görmediklerini veya belediye görevlileriyle herhangi bir görüşme yapmadıklarını açıkladı. Buna karşılık bazı tanıklar belirli para hareketlerine doğrudan katıldıklarını anlattı. Savunma avukatlarının soruları, bu iki tür anlatımın birbirinden ayrılması, para hareketlerinin son aşamasının ve iddiaların ilgili sanıklarla bağlantısının somut biçimde gösterilmesi üzerinde yoğunlaştı.
Bir önceki gün dinlenen “Gürgen” ve “Zeytin” kod adlı gizli tanıkların bazı suçlamalarını duyumlara ve çıkarımlara dayandırması, 5 Kasım duruşmasındaki sorgulamaların da önemli arka planını oluşturdu. Ancak tanıkların doğrudan bilgi sahibi olmadıkları alanların ortaya çıkması, iddianamedeki bütün suçlamaların geçersiz olduğu anlamına gelmiyor. Mahkemenin değerlendirmesi, her iddianın diğer delillerle birlikte incelenmesini gerektiriyor.
Milyonlarca Dolarlık İddia: “Doğrudan Gördüğüm Bir Şey Yok”
Duruşmanın ilk tanığı Yusuf Arslan, Şişli’nin Bomonti semtindeki bir inşaat projesinin iskân işlemleri için para istendiği iddiasına ilişkin soruları yanıtladı. Arslan, projenin ilk iki bloğunun tamamlanmasının ardından 3,5 milyon dolar, üçüncü blok için de benzer tutarda ödeme talep edildiğinin kendisine aktarıldığını söyledi.
Ancak mahkeme başkanının ve avukatların soruları karşısında, bu talebin belediye tarafından kendisine doğrudan iletilmediğini açıkladı. Projenin ortakları arasında ticari anlaşmazlık bulunduğunu ve taraflar arasında iletişimi sağladığını belirten Arslan, belediye çalışanlarıyla veya tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ile görüşmediğini ifade etti.
Mahkeme başkanının doğrudan gördüğü bir olay bulunup bulunmadığını sorması üzerine Arslan, “Yok” yanıtını verdi. Anlattıklarının ortaklar arasındaki görüşmelerden duyduklarıyla sınırlı olduğunu kabul etti.
Şahan’ın avukatı Ebru Tütüncüler Cendey de para talebinin kim tarafından yapıldığını ve herhangi bir ödemenin kime teslim edildiğini sordu. Arslan, bu konularda doğrudan bilgisi bulunmadığını belirtti.
Tanığın savcılık aşamasında dile getirdiği yüksek tutarlı talepler ile mahkeme huzurunda açıkladığı bilgi kaynakları arasındaki fark, iddianın hangi belgelerle veya doğrudan tanıklarla desteklendiği sorusunu gündeme taşıdı. Bir ticari projede para istendiğine ilişkin duyum bulunması ile bir belediye görevlisinin para talep ettiğinin somut delillerle ortaya konulması, ceza yargılaması bakımından aynı anlama gelmiyor.
Beş Milyon Lira Teslim Edildi, Sonrası Bilinmiyor
Arslan’ın ardından dinlenen Ümit Gözütok ise doğrudan katıldığını söylediği bir para hareketini anlattı. Gözütok, iş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın kendisinden 5 milyon lira istediğini ve bu parayı Ömer Güngör’e teslim etmesini söylediğini belirtti.
Tanık, parayı bankadan çekerek Güngör’le birlikte İkitelli’deki bir akaryakıt istasyonuna gittiklerini ve parayı ona teslim ettiğini anlattı. Ancak Güngör’ün parayı daha sonra kime verdiğini veya hangi amaçla kullandığını bilmediğini söyledi.
Bu ifade, günün diğer anlatımlarından farklı olarak belirli bir para teslimine ilişkin doğrudan tanıklık içeriyor. Bununla birlikte Gözütok’un anlatımı, paranın son alıcısını veya bir kamu görevlisine rüşvet olarak verildiğini doğrudan doğrulamıyor.
Dolayısıyla paranın çekildiği, teslim edildiği ve sonrasında nasıl kullanıldığı, birbirinden ayrı biçimde kanıtlanması gereken aşamalar olarak mahkemenin önünde duruyor.
Metro İhalesinde Uzman Görüşü: “Kamu Zararı Oluşmamıştır”
Duruşmada Bağcılar-Kirazlı metro hattına ilişkin ihale suçlamaları da ele alındı. Uzun yıllar Kamu İhale Kurumunda yöneticilik yaptığını belirten Muhsin Açık, savunmanın talebi üzerine hazırladığı uzman görüşünü mahkemeye sundu.
İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’ın, iddianamenin 140 numaralı eyleminde yer alan ihaleye fesat karıştırma suçlamasına ilişkin sorusunu yanıtlayan Açık, ihale sürecinde idarenin manipülasyon yaptığı sonucuna ulaşılmadığını belirterek “Kamu zararı oluşmamıştır” dedi.
Açık, ilk ihalede yeterli rekabetin sağlanamadığı gerekçesiyle iptal kararı verildiğini, ihale yetkilisinin bu konuda yasal yetkisi bulunduğunu ve ihaleye katılan şirketlerden birinin Sosyal Güvenlik Kurumu prim borcuna ilişkin değerlendirmelerin de mevzuat çerçevesinde ele alınması gerektiğini anlattı.
Savunma tarafından hazırlatılan bu değerlendirme, mahkemece atanmış tarafsız bilirkişi heyetinin kesin tespiti niteliğinde değil. Ancak iddianamede yer alan ihale suçlamasıyla farklı sonuca ulaşan teknik bir görüşün mahkeme huzurunda açıklanması, savunmanın ileri sürdüğü itirazlara somut bir inceleme alanı oluşturdu.
İhalenin iptal edilmesiyle kamu zararının doğup doğmadığı, rekabetin hangi koşullarda sağlandığı ve ihale mevzuatının doğru uygulanıp uygulanmadığı, davadaki ilgili işlem bakımından açıklığa kavuşturulması gereken konular arasında bulunuyor.
KİPTAŞ’taki Para Çantası İddiasına Kamera Yanıtı
Duruşmada tutuklu KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt’un savunma tanıkları da dinlendi. Kurt’un asistanı Servet Kiraz, KİPTAŞ binasında para dolu çantayla teslimat yapıldığı yönündeki iddialara karşı kurumun güvenlik sistemini anlattı.
Kiraz, göreve başladıktan sonra kamera sisteminin yenilendiğini, kör noktaların giderildiğini ve bekleme alanlarıyla makam girişinde görüntü ve ses kaydı yapılmaya başlandığını söyledi. Misafirlerin getirdiği hediyelerin dahi belirli bir işlem düzeni içinde kontrol edildiğini belirterek iddia edilen para teslimine tanık olmadığını açıkladı.
Mahkeme başkanının, anlatılan işlemin kamera sistemi nedeniyle mümkün olup olmadığı yönündeki sorusuna da olumsuz yanıt verdi.
Bu açıklama, ilgili tarih ve saatlere ait kamera kayıtlarının bulunup bulunmadığı sorusunu gündeme getirdi. Tanığın binanın genel güvenlik düzenini anlatması, belirli bir tarihte para teslim edilmediğinin tek başına kesin kanıtı değil. Ancak böyle bir teslimatın gerçekleştiği ileri sürülüyorsa, kayıtların varlığı ve içeriği suçlamanın sınanması açısından önem taşıyor.
KİPTAŞ Yöneticisi Suçlayıcı İfadeleri Reddetti
KİPTAŞ Genel Müdür Yardımcısı İlyas Efe Can da savunma tanığı olarak dinlendi. Can, soruşturmada etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Nezahat Kurt’un, belirli kişilere konut satışı için KİPTAŞ tarafından liste gönderildiği yönündeki anlatımını reddetti.
“Kesinlikle böyle bir liste gönderilmedi” diyen Can, satış işlemlerinin yetki ve sorumluluklarını anlatarak ilgili projelerde şirketin kamu zararına yol açan bir işlem yapmadığını savundu.
CHP’nin kurultay süreciyle bağlantılı olarak delegelere piyasa değerinin altında konut verildiği iddiası da tanığa soruldu. Can, iddianın doğru olmadığını belirterek KİPTAŞ’ın zarara uğratılmadığını söyledi.
Ali Malaz’a ait olduğu ileri sürülen bir taşınmaza KİPTAŞ tarafından el konulduğu iddiasına da değinen Can, tapu devrinin 2017 yılında gerçekleştiğini, kendilerinin göreve geldikleri tarihte taşınmazın zaten KİPTAŞ mülkiyetinde bulunduğunu açıkladı.
Bu beyan, taşınmazın mevcut yönetim döneminde hukuka aykırı biçimde edinildiği iddiasıyla doğrudan karşı karşıya geliyor. Tapu kayıtlarının tarihi, taşınmazın edinilme biçimi ve tarafların sözleşmeleri, iki anlatımdan hangisinin doğrulandığını belirleyebilecek belgeler arasında bulunuyor.
Ali Kurt’un soruları üzerine KİPTAŞ yöneticileriyle daha önce anlaşmazlık yaşayan bazı kişilerin daha sonra soruşturma kapsamında suçlayıcı ifadeler verdiği iddiası da gündeme geldi. Can, KİPTAŞ’taki satış ve devir işlemleri nedeniyle yaşanan anlaşmazlıkları ve bu kişilerle yapılan görüşmeleri anlattı.
Ancak tanıklarla sanıklar arasında daha önce anlaşmazlık bulunması, tek başına verilen ifadelerin gerçeğe aykırı olduğunu göstermiyor. Böyle bir ilişkinin tanığın güvenilirliğini etkileyip etkilemediği, anlatımların somut belgelerle karşılaştırılmasıyla belirlenebilir.
Ertan Yıldız’ın Yetkileri Yeniden Tartışıldı
İBB Başkan Danışmanı Yiğit Oğuz Duman’ın tanıklığı sırasında belediye iştiraklerindeki yetki ve sorumlulukların nasıl dağıtıldığı ele alındı.
Tutuklu Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas, soruşturma kapsamında ifade veren Ertan Yıldız’ın, Ağaç AŞ’nin Fatih Keleş’e bağlı olduğu yönündeki anlatımını hatırlattı. Duman, bu iddiayı reddederek Keleş’in Ağaç AŞ üzerinde böyle bir yetkisinin bulunmadığını söyledi.
Fatih Keleş’in belediye içindeki toplantılara katılımıyla ilgili sorusunu da yanıtlayan Duman, Keleş’in icrai bir sorumluluğu olmadığını, katıldığı toplantıların spor faaliyetleriyle ilgili olabileceğini belirtti.
Ekrem İmamoğlu ise Ertan Yıldız’ın belediye iştiraklerini yaklaşık altı yıl boyunca koordine ettiğini hatırlattı. Duman, Yıldız’ın bu alanda geniş yetkilerle görev yaptığını doğruladı.
İmamoğlu, Yıldız’ın yargılamada verdiği bazı bilgilerin gerçeği yansıtmadığını savunarak tutukluluktan kurtulmak ve kişisel yarar sağlamak amacıyla suçlayıcı ifadeler verdiğini ileri sürdü. Bu değerlendirme İmamoğlu’nun iddiası niteliğinde; Yıldız’ın bilerek gerçeğe aykırı ifade verdiğine ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.
Duman’ın tanıklığında personel alımları da gündeme geldi. İmamoğlu’nun siyasi yakınlık yerine liyakati esas almasını istediğini söyleyen Duman, “Siyasete göre değil, liyakate göre seçim yapacaksın” sözlerini kendisine aktardığını belirtti.
Belediye iştiraklerinin kurumsal denetim mekanizmaları ile iddianamede suç örgütü yapılanması olarak değerlendirilen ilişkilerin birbirinden nasıl ayrılacağı, bu bölümdeki temel hukuki tartışmayı oluşturdu.
Fon Soruşturmasında Adı Geçen İş İnsanları İBB Davasında Müşteki
Günün dikkat çeken gelişmelerinden biri, Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan’ın müşteki sıfatıyla Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi üzerinden duruşmaya katılması oldu.
AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşi olan Fatih Erdoğan, mahkeme başkanının sorusu üzerine hem mağdur hem de şikâyetçi olduğunu söyledi. Erdoğan’ın şirketi ve ortakları, son dönemde sermaye piyasalarındaki fon işlemlerine yönelik ayrı bir soruşturma nedeniyle de kamuoyunun gündemine gelmişti.
Nitekim İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın fon soruşturması kapsamında Fatih Erdoğan, Abdülkerim Fırat ve Mehmet Erdoğan’ın mal varlıklarına konulan tedbirler, delillerin yeniden değerlendirilmesinin ardından 28 Ekim’de kaldırılmıştı. Savcılık, söz konusu kişilerin ilgili SPK suç duyurusunda yer almadığını açıklamıştı. Bu karar, İBB davasındaki müşteki sıfatlarından bağımsız bir soruşturma işlemi niteliğinde.
İBB davasında Gürkan Akgün’ün avukatı Akçay Taşçı, Fatih Erdoğan’a şikâyetindeki olayları doğrudan görüp görmediğini sordu. Erdoğan, bilgilerinin ortağı Abdülkerim Fırat’tan geldiğini belirtti.
Böylece Erdoğan’ın belediyeye yönelik suçlamalarının bilgi kaynağının doğrudan gözlem değil, ortağından aldığı anlatım olduğu mahkeme huzurunda açıklığa kavuştu.
Aynı Toplantıda İki Farklı Anlatım: Kreş Bağışı İstendi Mi?
Fatih Erdoğan’ın ardından dinlenen Pasifik Holding yöneticisi Abdülkerim Fırat, şirketlerinin bir projesinin onayının sekiz ay geciktirildiğini ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün ile yapılan görüşmede kendilerinden kreş yapılmasının istendiğini ileri sürdü.
Mahkeme başkanı, söz konusu görüşmeye katıldığı belirtilen Aytaç Ülkebaş’ın önceki ifadesini hatırlatarak aynı toplantıda herhangi bir menfaat talebinde bulunulmadığını söylediğini belirtti ve Fırat’a bu farklılığın nedenini sordu.
Fırat, “Onu ben bilemem” yanıtını verdi.
Avukat Akçay Taşçı da kreş bağışının yapıldığı tarih ile ruhsat süreci arasındaki ilişkiyi sordu. Aralık ayında görüşme yapıldığını, ocak ayında bağışta bulunulduğunu hatırlatan avukata Fırat, görüşmeden sonraki teknik süreci kendisinin takip etmediğini söyledi. Tarihler konusundaki ısrar üzerine “3-5 güne takılmanızın gereği yok” yanıtını verdi.
Bu sorgulama, davanın önemli bir uyuşmazlığını ortaya koydu. Bir tarafta ruhsat ve onay süreçleriyle bağlantılı olarak kreş yapılmasının istendiğini ileri süren iş insanının anlatımı, diğer tarafta aynı toplantıda herhangi bir talep bulunmadığını söyleyen katılımcının ifadesi yer alıyor.
Bir belediyeye yapılan bağışın kamu yararına gönüllü katkı mı, yoksa idari bir işlemin gerçekleştirilmesi için öne sürülmüş koşul mu olduğu, yalnızca bağışın yapılmış olmasıyla belirlenemiyor. Görüşmelerin tarihleri, katılan kişilerin beyanları, belediye kararları ve bağışa ilişkin belgelerin birlikte incelenmesi gerekiyor.
Fon soruşturmasında adlarının geçmesi de Fatih Erdoğan veya Abdülkerim Fırat’ın İBB davasındaki beyanlarını kendiliğinden geçersiz kılmıyor. Bununla birlikte aynı kişilerin farklı dosyalarda hangi sıfatlarla yer aldıkları, kamuoyu açısından açıklığa kavuşturulması gereken ilişkiler arasında bulunuyor.
Gizli Tanıklardan Sonra Savunmanın Belgeleri
Davanın 4 Kasım’daki oturumunda “Gürgen” ve “Zeytin” kod adlı gizli tanıklar, bazı suçlamalarının doğrudan görgüye değil duyumlara dayandığını açıklamıştı. Gürgen, Ağaç AŞ üzerinden para alışverişine tanık olmadığını söylerken Zeytin de bazı olaylar arasında kendi çıkarımlarıyla bağlantı kurduğunu belirtmişti.
5 Kasım’da gizli tanıklar “İlke” ve “Martı”nın dinlenmesi bekleniyordu. Ancak akşam saatlerine kadar erişilebilen ayrıntılı duruşma aktarımlarında bu iki tanığın ifadelerinin tamamlandığına ilişkin doğrulanmış bilgi bulunmadı.
Buna karşılık bugünkü oturumda savunma tarafından çağrılan tanıkların açıklamaları öne çıktı. İhale uzmanı Muhsin Açık’ın kamu zararı bulunmadığı yönündeki görüşü, Servet Kiraz’ın kamera sistemiyle ilgili anlatımı ve İlyas Efe Can’ın KİPTAŞ işlemlerine ilişkin açıklamaları, suçlamalara karşı ileri sürülen farklı bilgi ve belgelerin mahkeme önünde tartışılmasını sağladı.
Mahkemenin görevi, savcılık ve savunma tarafından sunulan anlatımlardan birini peşinen doğru kabul etmek değil; bu anlatımları aynı ölçütlerle sınamak, varsa çelişkileri gidermek ve somut deliller üzerinden karar vermek.
Tutukluluk İncelemesi Önümüzdeki Hafta
İBB davasının üçüncü celsesinin başlangıcında mahkeme başkanı, ilk hafta müşteki ve tanıkların dinlenmesini, ikinci hafta sanıkların ve avukatlarının tahliye taleplerinin alınmasını planladıklarını açıklamıştı. Açıklanan takvime göre 12 Kasım Perşembe günü tutukluluğa ilişkin ara karar verilmesi öngörülüyor.
5 Kasım akşamı itibarıyla incelenen haber ve izleme kayıtlarında, bugünkü oturum sonunda yeni bir tahliye kararının açıklandığı doğrulanamadı. Bu nedenle sanıkların tutukluluk durumuna ilişkin kesin bir değişiklikten söz edilemiyor.
Davayı izleyen gazetecilerin aktarımlarında, tanıkların doğrudan gördükleri olaylar ile başkalarından duydukları bilgiler arasındaki ayrım, savunmanın soru sorma hakkı ve farklı tanıkların aynı olaylar hakkında verdiği yanıtlar öne çıktı. Duruşma salonundaki sanık yakınları ve izleyiciler ise tutuklu sanıkları alkışlarla karşıladı; “Foncular içeri, başkanlar dışarı” ve “Hak, hukuk, adalet” sloganları attı.
Uluslararası ilgi de yalnızca davanın siyasal sonuçlarıyla sınırlı değil. Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi ve Avrupa Parlamentosu temsilcilerinin hafta içinde duruşmaları izlemesi, seçilmiş yerel yöneticilerin tutukluluğu ve yargılama sürecinin uluslararası düzeyde de takip edildiğini gösterdi.
İBB davasının 105’inci günü, suçlamalar ile bu suçlamaların kanıtlanması arasındaki mesafenin yeniden tartışıldığı bir duruşma olarak kayda geçti. Milyonlarca dolarlık taleplerin kimden duyulduğu, teslim edilen paraların sonrasında nereye gittiği, ihale işlemlerinin kamu zararına yol açıp açmadığı ve belediye kararlarıyla bağışlar arasında hukuken suç oluşturan bir ilişkinin bulunup bulunmadığı henüz kesinleşmiş yargı kararlarıyla belirlenmiş değil.
Dava ilerledikçe mahkemenin önündeki soru daha somut hale geliyor: Tutuklu sanıklar hakkında ileri sürülen ağır suçlamalar, tanıkların duyum ve çıkarımlarından ayrıştırılmış, kaynağı belirlenebilir ve savunma tarafından denetlenebilir hangi delillerle doğrulanacak?
- NHA / AçıkSilivri Bağımsız Duruşma İzleme Platformu, Medyascope – Furkan Karabay, ANKA Haber Ajansı – Zuhal Çiloğlan, Cumhuriyet, T24, Evrensel – Dilan Temiz, Independent Türkçe, Odatv, Gazete Pencere, Sözcü, BirGün, Hürriyet Daily News, Anadolu Ajansı.












