TİP Milletvekili ve gazeteci Ahmet Şık, yatırım fonlarında yaşanan krize ilişkin bugün yaptığı açıklamada çarpıcı bir iddia ortaya attı: Şık’a göre Hazine ve Maliye Bakanlığı, çok daha büyük bir çöküşün önüne geçebilmek için fon krizini “kontrollü bir patlatma” yöntemiyle açığa çıkardı. Şık, bugün itibarıyla zararın 20 milyar doların üzerinde olduğunu, müdahale edilmemesi halinde bu rakamın altı ay içinde 100 milyar dolara ulaşabileceğinin görüldüğünü söyledi.
Türkiye sermaye piyasalarını sarsan fon krizinde soruşturma, tasfiye ve siyasi tartışma aynı anda büyürken, TİP İstanbul Milletvekili ve gazeteci Ahmet Şık bugün yaptığı basın toplantısında krizin nasıl ortaya çıktığına ilişkin dikkat çeken bir çerçeve çizdi.
Şık’ın açıklamasına göre yaşananlar yalnızca bazı fonların yatırımcılara karşı yükümlülüklerini yerine getirememesiyle sınırlı bir likidite problemi değil. Şık, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın çok daha büyük bir mali çöküş ihtimalini gördüğünü ve bu nedenle sürece müdahale ederek krizin “kontrollü” biçimde açığa çıkmasına izin verdiğini savundu.
Şık, mevcut zararın 20 milyar doların üzerinde olduğunu belirtirken, krize müdahale edilmemesi halinde zararın altı ay içerisinde 100 milyar dolara çıkabileceğinin öngörüldüğünü söyledi. “Çok daha büyük bir çığ düşeceğini görerek kontrollü bir patlatma yapılmıştır” ifadelerini kullandı.
131 Fon Tasfiyede, 455 Bin 758 Yatırımcı Etkilendi
Kriz, 15 Eylül’de Pusula Portföy’e bağlı bazı fonlarda iade ödemelerinin aksamasıyla görünür hale geldi. Bir gün sonra Tera Portföy’ün iki fonunda da yatırımcıların paralarını çekememesi üzerine sorun büyüdü. SPK ise 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketinin TEFAS’ta işlem gören fonlarının tamamını tasfiye kapsamına aldı.
SPK’nın açıklamasına göre tasfiye kapsamına alınan 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. Söz konusu rakam, aynı kişinin birden fazla fondaki hesaplarının bir kez sayıldığı tekil yatırımcı sayısını ifade ediyor.
Kriz yalnızca yatırımcıların paralarına erişim sorunuyla sınırlı kalmadı. Borsa İstanbul’da sert satışlar yaşanırken, soruşturma kapsamında portföy yönetim şirketlerinin yöneticileri ve bazı iş insanları gözaltına alındı. 26 Eylül itibarıyla soruşturmada tutuklu sayısının 51’e yükseldiği, 42 kişinin malvarlığının dondurulduğu açıklandı.
Şık’ın bugün yaptığı açıklamanın ağırlığı da tam burada ortaya çıkıyor: Krizin görünen yüzünde tasfiyeye alınan 131 fon ve yüz binlerce yatırımcı bulunurken, Şık bunun arkasında daha büyük bir finansal yapının bulunduğunu ve kamu otoritesinin bu yapının daha fazla büyümesini engellemek için müdahale ettiğini ileri sürüyor.
Şık Daha Önce De “Kimler Son Vurgunu Yaptı?” Diye Sormuştu
Ahmet Şık, fon krizinin ilk günlerinden bu yana yalnızca piyasalardaki hareketliliği değil, fonların siyasi ve bürokratik bağlantılarını da Meclis gündemine taşıyor.
Şık, 21 Eylül’de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in de aralarında bulunduğu bazı siyasi ve bürokratik isimlerin Tera Portföy’ün TLY kodlu fonunun kapalı döneminde yatırımcı olup olmadığının araştırılmasını istedi.
23 Eylül’de verdiği başka bir önergede ise Mehmet Türkoğlu, Osman Dündar Çiftçi ve Hayrettin Koç isimlerini gündeme getirdi. Şık, bu kişilerin Pusula Portföy ve Tera Portföy başta olmak üzere portföy yönetim şirketlerinde milyonlarca dolarlık işlemler yapıp yapmadığını ve fonların temerrüde düşmesinden kısa süre önce yüksek meblağlı işlemlerle fondan çıkış yapıp yapmadıklarının araştırılmasını istedi.
Bu soruların ortak noktası, Şık’ın “kriz patladıktan sonra kim ne yaptı?” sorusundan çok, kriz ortaya çıkmadan önce fonlarda kimlerin hangi pozisyonları aldığı ve hangi işlemleri gerçekleştirdiği sorusuna odaklanması.
“Haber Alma Hakkının Engellenmesi Krize Su Taşıdı”
Şık’ın fon krizine ilişkin daha önce yaptığı açıklamalarda üzerinde durduğu başlıklardan biri de haber ve sosyal medya paylaşımlarına getirilen erişim engelleri oldu.
25 Eylül’de verdiği soru önergesinde Şık, fon krizine ilişkin haber yapan gazeteciler ve uzmanlar hakkında soruşturmalar açılmasını ve bazı paylaşımlara erişim engeli getirilmesini gündeme taşıdı. Şık, zamanında yapılan uyarıların dikkate alınması halinde krizin bu ölçekte büyümeyebileceğini savunarak, “haber alma hakkının engellenmesinin bizzat bu krize su taşıdığı” değerlendirmesini yaptı.
Şık ayrıca, fon skandalına ilişkin haber ve paylaşımlara erişim engeli getiren yargı mensuplarının bu fonlarda işlem yapıp yapmadığının araştırılıp araştırılmadığını da Bakan Şimşek’e sordu.
Kriz Büyürken Devlet Mekanizması Da Devreye Girdi
Fon krizinin büyümesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında ekonomi yönetiminin üst düzey isimlerinin katıldığı bir toplantı yapıldı. Toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile SPK, BDDK ve Borsa İstanbul başkanları katıldı.
Toplantının ardından Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, tasfiye edilen fonlardaki yatırımcıların haklarının korunması ve ödemelerin mümkün olan en kısa sürede yapılması amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında Fon Koordinasyon Kurulu oluşturulduğu bildirildi. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulu’nun sermaye piyasalarındaki yatırım fonu işlemlerine ilişkin inceleme ve denetim sürecini başlattığı açıklandı.
SPK’nın tasfiye süreci kapsamında yatırımcıların hak sahipliği kayıtlarının belirlenmesi, fon varlıklarının nakde çevrilmesi ve elde edilen kaynakların yatırımcılara dağıtılması için süreç yürütülüyor. Tasfiye süresinin ise en fazla altı aya kadar uzayabildiği bildirildi.
Şık’ın Sorusu Artık Sadece “Ne Kadar Para Kaybedildi?” Değil
Ahmet Şık’ın bugün ortaya koyduğu çerçevede fon krizinin merkezindeki soru, yalnızca yüz binlerce yatırımcının parasının ne zaman ve ne kadarının geri ödeneceği değil.
Şık’ın açıklamaları, krizin ne zaman fark edildiği, kamu otoritesinin ne zamandır bilgi sahibi olduğu, neden bu noktada müdahale edildiği, kriz büyümeden önce hangi uyarıların yapıldığı ve fonlardan kimlerin hangi tarihlerde çıkış yaptığı sorularını da yeniden öne çıkarıyor.
Bir tarafta 131 fonun tasfiyesi ve 455 bin 758 tekil yatırımcının parası, diğer tarafta soruşturma kapsamında artan gözaltı ve tutuklamalar, malvarlığı tedbirleri ve siyasi bağlantılara ilişkin sorular bulunuyor.
Şık’ın “kontrollü patlatma” olarak nitelediği müdahale iddiası ise fon krizinin bundan sonraki aşamasında, krizin nasıl başladığından çok daha büyük bir soruyu gündeme taşıyor: Eğer daha büyük bir çöküşün önüne geçmek için müdahale edildiyse, kamu otoriteleri bu yapının büyüklüğünü ne zaman gördü ve neden daha önce harekete geçilmedi?
Fon krizinin siyasi ayağı kadar ekonomik ve bürokratik bağlantılarının da araştırılması çağrısı yapan Şık’ın açıklamaları, soruşturmanın bundan sonraki seyrinde para hareketlerinin ve kriz öncesindeki işlemlerin izlenmesini kritik başlıklardan biri haline getiriyor.
- TB / ANKA, BirGün, Bianet, T24, Medyascope, Bloomberg HT, Reuters, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı













