back to top
Ana Sayfa Haberler Kadın Diyarbakır’da Kadınlar Ölümleri Sayılara Bırakmıyor

Diyarbakır’da Kadınlar Ölümleri Sayılara Bırakmıyor

Diyarbakır’da son aylarda Ayfer Çakmak, Sultan Akdemir ve Özge Dülge’nin öldürülmesi; Aleyna Yaray’ın “intihar” ihbarıyla başlayan dosyasının cinayet soruşturmasına dönüşmesi ve Gülistan Karadağ’ın kırsal alanda ölü bulunması, kadınların yaşam hakkı ve şüpheli kadın ölümleri tartışmasını yeniden büyüttü. Diyarbakır Şiddetle Mücadele Ağı, kadınların isimlerinin birkaç gün sonra istatistiklere ve adli dosya numaralarına dönüşmesine karşı Diyarbakır Adliyesi önünde 10 hafta sürecek “Kadın Adalet ve Hafıza Nöbeti” başlattı. Türkiye genelindeki tablo da Diyarbakır’dan yükselen itirazın boyutunu gösteriyor: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na göre yalnızca 2026’nın ilk altı ayında 150 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 151 kadın ise şüpheli biçimde yaşamını yitirdi.

İlk Nöbet Diyarbakır Adliyesi Önünde

Diyarbakır Şiddetle Mücadele Ağı’nın “Kadın Adalet ve Hafıza Nöbeti” 6 Ekim’de Diyarbakır Adliyesi önünde başladı. Siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin de katıldığı eylemde öldürülen kadınların fotoğrafları taşındı. Nöbet, 10 hafta boyunca her salı aynı yerde sürdürülecek. İlk haftada Diyarbakır’dan Ayfer Çakmak’ın yanı sıra Kocaeli’den Fatma Çiğil, Sakarya’dan Betül Arık, Kütahya’dan Nalan Temelkıran, Ankara’dan Buse Akgün Gök, İzmir’den Dr. Özlem Gültekin Çelik, Mardin’den Zekiye Can ve Bursa’dan Gökçe Alkan’ın hikâyeleri okundu.

Ağın açıklamasını okuyan avukat Cansel Talay, kadınların yalnız ölüm biçimleri, dosya numaraları ve istatistiklerle hatırlanmasına itiraz etti. Ağ, nöbeti yalnız öldürülen kadınları anmak için değil; geçmişte yapılan şiddet başvurularının, koruma taleplerinin, şüpheli kadın ölümlerinin ve devam eden adli süreçlerin toplumsal hafızada tutulması amacıyla başlattığını açıkladı.

Nöbet öncesinde konuşan İHD Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu üyesi avukat Berfin Elçi de kadın ölümlerinin “intihar” ya da “şüpheli ölüm” olarak kayıtlara geçmesi üzerinde durdu. Elçi, etkili soruşturma, İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesi ve AİHM kararlarının uygulanması taleplerini dile getirerek kadın örgütlerine nöbete katılma çağrısı yaptı.

Ayfer Çakmak Evden Kaçmaya Çalışırken Öldürüldü

Nöbetin ilk gününde Diyarbakır’dan anılan isim 32 yaşındaki Ayfer Çakmak oldu. Bağlar ilçesi 5 Nisan Mahallesi’nde 25 Eylül akşamı evli olduğu Osman Çakmak ile yaşadığı tartışmanın ardından evden çıkmaya çalışan Ayfer Çakmak, merdivende av tüfeğiyle vurularak öldürüldü. Osman Çakmak gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.

Kadın Adalet ve Hafıza Nöbeti’nde Ayfer Çakmak’ın yaşamına ilişkin aktarılan bilgilerde, evden dışarı çıkmasına dahi izin verilmediği belirtildi. Böylece Diyarbakır Adliyesi önünde başlayan nöbetin ilk yerel kaydı, birkaç kilometre ötede Bağlar’da öldürülen bir kadının adıyla tutuldu.

Ayfer Çakmak’ın öldürülmesi Diyarbakır’da yıl içinde yaşanan ilk kadın cinayeti değildi. 30 Mart’ta Kocaköy ilçesinde Özge Dülge, evli olduğu Muhsin Dülge’nin av tüfeğiyle açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi. Aynı olayda bir kişi de yaralandı.

Sultan Akdemir Boşanma Sürecinde Öldürüldü

26 Ağustos’ta ise 32 yaşındaki Sultan Akdemir, Diyarbakır’ın Şehitlik Mahallesi’nde boşanma aşamasında olduğu E.A. tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. DHA’nın aktardığı bilgilere göre Akdemir, şiddet gördüğü için yaklaşık iki aydır eşinden ayrı yaşıyordu. E.A., çocuğunu görmek istediğini söyleyerek Akdemir’i parka çağırdı; burada silahla ateş ettikten sonra çocuğu alarak kaçtı. Saldırı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Sultan Akdemir’in öldürülmesi, kadın örgütlerinin uzun süredir dikkat çektiği ayrılık ve boşanma dönemindeki şiddeti Diyarbakır’da bir kez daha gündeme taşıdı. Türkiye genelinde kadın cinayetlerinin önemli bölümünde failin kadının evli olduğu, boşandığı ya da birlikte olduğu erkek olması, şiddetin ağırlık merkezinin çoğu zaman kadının en yakınındaki ilişkiler olduğunu gösteriyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Ağustos 2026 verilerine göre o ay öldürülen 22 kadının dokuzu evli olduğu erkek tarafından öldürüldü; kadınların 12’si kendi evinde yaşamını yitirdi.

Aynı ay öldürülen kadınların 14’ünün ateşli silahla öldürülmesi de bir başka ortak noktayı ortaya koydu. Ayfer Çakmak av tüfeğiyle, Sultan Akdemir ise tabancayla öldürüldü.

“İntihar” İhbarından Cinayet Soruşturmasına

Diyarbakır’daki kadın ölümleri içinde Aleyna Yaray’ın dosyası, Kadın Adalet ve Hafıza Nöbeti’nin “şüpheli ölüm” vurgusunun nedenlerinden birini oluşturuyor. 22 yaşındaki Aleyna Yaray, 20 Mart’ta Yenişehir ilçesindeki bir evde yaşamını yitirdi. Cafer Başeğmez, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak kız arkadaşının intihar ettiğini bildirdi. Yapılan incelemelerin ardından Başeğmez, Aleyna Yaray’ı öldürdüğü suçlamasıyla tutuklandı.

Dosyada ortaya çıkan bir başka bilgi ise dikkat çekiciydi. Cafer Başeğmez’in ağabeyi Emrah Başeğmez’in de dört yıl önce eski eşi Esma Başeğmez’i öldürdüğü ve 25 yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirlendi.

Benzer bir süreç Dilan Aslan dosyasında da yaşandı. Dört çocuk annesi Dilan Aslan, 31 Mart 2025’te Bağlar’daki evinde silahla vurulmuş halde bulundu. Olay polise önce “intihar” olarak bildirildi. Dilan Aslan’ın eşi Abdulvahap Aslan daha sonra cinayet suçlamasıyla tutuklandı. Dilan’ın annesi Şadiye D., dava sırasında kızının daha önce şiddet gördüğünü ve ölümle tehdit edildiğini anlattı. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi Temmuz 2026’da Abdulvahap Aslan’a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.

Bir ihbarın “intihar” sözcüğüyle başlaması ile dosyanın aylar sonra ulaştığı yer arasındaki mesafe, Diyarbakır’daki kadın örgütlerinin “şüpheli kadın ölümü” kavramına neden özel bir ağırlık verdiğini de gösteriyor.

Gülistan Karadağ Kırsal Alanda Ölü Bulundu

Ağustos ayında Diyarbakır’da 31 yaşındaki Gülistan Karadağ’ın ölümü de şüpheli kadın ölümleri arasında kayda geçti. Karadağ kırsal alanda ölü bulundu; bedeninin yaklaşık 100 metre yakınında bir otomobil tespit edildi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre Gülistan Karadağ ile olay yerine gittiklerini söyleyen iki erkek, birlikte uyuşturucu kullandıklarını ve Karadağ’ın nasıl yaşamını yitirdiğini bilmediklerini söyledi. İki kişi tutuklandı.

Aynı rapor, Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku dosyalarını da şüpheli kadın ölümleri ve kayıp kadınlar başlığı altında ele aldı. Diyarbakır’daki kadın örgütleri nisan ayında Gülistan Doku ve şüpheli biçimde yaşamını yitiren kadınlar için yine Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelmiş, eyleme Rojin Kabaiş’in ailesi de katılmıştı.

Böylece bugün başlayan nöbet aslında Diyarbakır’da yeni ortaya çıkmış bir talebin değil, yıllardır farklı kadınların isimleri etrafında sürdürülen bir adalet arayışının devamına dönüşüyor.

Türkiye’de 150 Cinayet, 151 Şüpheli Ölüm

Diyarbakır’daki tablo Türkiye genelinden kopuk değil. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2026’nın ilk altı ayına ilişkin raporuna göre erkekler 150 kadını öldürdü; aynı dönemde 151 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi. Şüpheli ölümlerin kadın cinayetlerinin sayısını aşması, kadın örgütlerinin son yıllarda özellikle üzerinde durduğu başlıklardan biri haline geldi.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun aylık verileri de benzer bir tablo ortaya koyuyor. Federasyona göre haziranda 27 kadın cinayete kurban gitti, 10 kadının ölümü şüpheli olarak kaydedildi. Temmuzda ise 19 kadın öldürüldü, 11 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi. Temmuz ayında yaşamını yitiren 30 kadından 21’i kendi evinde ya da yaşam alanında öldü.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Ağustos raporunda ise 22 kadın cinayeti ve 33 şüpheli kadın ölümü yer aldı. Öldürülen kadınların yüzde 55’i evlerinde, yüzde 64’ü ateşli silahla öldürüldü.

Bu verilerin yan yana getirdiği tablo, kadınların karşı karşıya kaldığı şiddetin yalnız sokakta karşılaşılan bir güvenlik sorunu olmadığını gösteriyor. Ev, evlilik, ayrılık, boşanma, aile ilişkileri ve kadının kendi yaşamı hakkında karar vermesi, cinayet dosyalarında tekrar tekrar karşımıza çıkan ortak alanlara dönüşüyor.

On Hafta Boyunca İsimleri Okunacak

Diyarbakır Adliyesi önündeki nöbetin “hafıza” sözcüğüyle kurulmasının anlamı da burada ortaya çıkıyor. Kadın örgütleri her hafta yeni isimleri, devam eden davaları ve şüpheli kadın ölümlerini adliye önüne taşıyacak. Amaç, ölüm haberlerinin birkaç günlük medya döngüsünün ardından kaybolmasını engellemek ve kadınların yaşamlarını yalnız öldürüldükleri anla sınırlamamak.

İlk nöbette okunan sekiz kadının hikâyesi bunun başlangıcı oldu. Birinin yaşamı evinin merdivenlerinde, diğerinin çocuğunu almaya gittiği okulda, bir başkasının işyerinde, bir diğerinin boşanma sürecinde sona erdi. Bazılarının dosyasında cinayet açıkça soruşturuluyor, bazılarının ölümünün nasıl gerçekleştiği hâlâ araştırılıyor. Onları Diyarbakır Adliyesi önünde yan yana getiren şey ise öldükten sonra kalan dosyalarından önce yaşarken taşıdıkları isimleri oldu.

Kadın Adalet ve Hafıza Nöbeti önümüzdeki dokuz salı daha devam edecek. Her hafta saat 12.30’da aynı adliyenin önünde başka kadınların isimleri okunacak, başka dosyalar hatırlatılacak.

Diyarbakır’da kadınların başlattığı nöbetin söylediği şey bu nedenle son derece yalın: Bir kadın öldürüldüğünde yalnız ölüm tarihi kayda geçirilmesin; daha önce yaptığı şikâyetler, istediği koruma, yaşadığı şiddet, ardından yürütülen soruşturma ve geride bıraktığı hayat da unutulmasın.

Çünkü istatistikler kaç kadının öldüğünü gösterebilir.

Hafıza ise onların kim olduğunu unutturmamaya çalışır.


TB / Mezopotamya Ajansı, Güneydoğu Ekspres, Tigris Haber, İlke TV, Amida Haber, Diyarbakır Şiddetle Mücadele Ağı, Diyarbakır Barosu, Demirören Haber Ajansı, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Bianet