back to top
Ana Sayfa Haberler Eğitimde Üç Yılın Hesabı: Bakanlık Önünde İstifa Çağrısı

Eğitimde Üç Yılın Hesabı: Bakanlık Önünde İstifa Çağrısı

Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevdeki üçüncü yılında Milli Eğitim Bakanlığı önünde düzenlediği eylemle eğitim politikalarına yönelik kapsamlı bir bilanço çıkardı. Sendika, laik ve bilimsel eğitimin aşındırıldığını, kamusal eğitimin piyasalaştırıldığını ve eğitim sisteminin ideolojik müdahalelerle yeniden şekillendirildiğini savunurken, protesto yalnızca Bakan Tekin’e değil, muhalefet içindeki tartışmalara da uzanan dikkat çekici mesajlara sahne oldu.

Eğitim Politikalarına Toplu İtiraz

Eğitim Sen üyeleri, Milli Eğitim Bakanlığı önünde gerçekleştirdikleri açıklamada, Bakan Yusuf Tekin’in görevde geçirdiği üç yılı “eğitim sisteminde derin tahribatların yaşandığı bir dönem” olarak tanımladı. Eylemde açılan pankartlar ve taşınan dövizlerde, eğitim alanındaki dinselleşme politikaları, okullardaki hijyen sorunları, personel eksikliği ve kamusal eğitim hizmetlerindeki gerileme eleştirilerin odağında yer aldı.

Sendikanın değerlendirmesine göre son üç yılda eğitim politikaları; eğitim emekçilerinin, akademisyenlerin, velilerin ve sendikaların görüşleri alınmaksızın merkezi ve tepeden inmeci yöntemlerle şekillendirildi. Bu yaklaşımın eğitim sistemindeki eşitsizlikleri artırdığı, öğretmenlik mesleğinin itibar kaybına uğramasına yol açtığı ve kamu okullarını daha kırılgan hale getirdiği savunuldu.

Laiklik Ve Bilimsellik Tartışmasının Merkezinde Bakanlık Var

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, özellikle tarikatlar ve dini vakıflarla yapılan iş birliklerinin eğitim sisteminde yarattığı dönüşüme dikkat çekerek, Bakanlığın laik eğitim ilkesinden uzaklaştığını öne sürdü. Açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı’nın çeşitli dini yapı ve vakıflarla yürüttüğü protokollerin eğitim alanındaki kamusal denetimi zayıflattığı ve devlet okullarını ideolojik müdahalelere açık hale getirdiği iddia edildi.

Sendika ayrıca, öğretim programlarında yapılan değişikliklerin ve “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı altında hayata geçirilen yeni müfredatın bilimsel eğitim anlayışını gerilettiğini savundu. Eğitim politikalarının pedagojik ihtiyaçlardan çok siyasal ve ideolojik tercihler doğrultusunda şekillendirildiği yönündeki eleştiriler, protestonun temel eksenlerinden biri oldu.

Çocuk Emeği Ve MESEM Eleştirileri

Açıklamanın önemli başlıklarından biri de Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamalarıydı. Eğitim Sen, mesleki eğitim adı altında çocukların üretim süreçlerine erken yaşta dahil edildiğini, yeterli denetim sağlanmadığını ve bazı sektörlerde ucuz iş gücü olarak kullanıldıklarını ileri sürdü.

Sendika, son yıllarda MESEM kapsamındaki öğrencilerin yaşamını yitirdiği iş kazalarını hatırlatarak, çocukların eğitim hakkı ile çalışma yaşamı arasındaki sınırın giderek belirsizleştiğini vurguladı. Bu durumun yalnızca eğitim politikalarının değil, aynı zamanda çocuk haklarının da tartışma konusu haline geldiğine dikkat çekildi.

Muhalefet İçindeki Tartışma Da Kürsüye Taşındı

Eylemde dikkat çeken gelişmelerden biri de Eğitim Sen’in kurucu genel başkanlarından ve eski CHP milletvekili Yıldırım Kaya’ya yönelik eleştiriler oldu. Genel Başkan Kemal Irmak, son dönemde CHP’de yaşanan liderlik ve yönetim tartışmaları bağlamında Kaya’nın aldığı pozisyona tepki gösterdi.

Irmak, sendikanın demokratik meşruiyet ve seçilmiş irade konusundaki tutumunun net olduğunu belirterek, yargı kararları üzerinden siyasetin yeniden şekillendirilmesine karşı olduklarını ifade etti. Kaya’nın mevcut tutumunu değiştirmediği sürece sendikanın etkinliklerine davet edilmeyeceğini açıklaması, protestonun eğitim politikalarının ötesine geçen siyasi bir boyut da taşıdığını ortaya koydu.

Eğitim Mücadelesi İle Demokrasi Tartışmaları Kesişiyor

MEB önündeki protesto, yalnızca bir sendikal tepki ya da bir bakanın görev performansına yönelik eleştiri olarak değil; Türkiye’de eğitimin niteliği, laiklik, kamusal hizmet anlayışı ve demokratik temsil tartışmalarının kesiştiği daha geniş bir siyasal çerçevenin yansıması olarak öne çıktı.

Eğitim Sen’in ortaya koyduğu tablo, eğitim alanındaki sorunların yalnızca bütçe, personel veya müfredat meselesi olmadığını; aynı zamanda ülkenin nasıl bir toplumsal ve siyasal geleceğe yönlendirildiği sorusuyla doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle Bakan Tekin’in üçüncü yılı vesilesiyle yapılan protesto, bir görev süresi değerlendirmesinden çok, eğitim politikalarının yönüne ilişkin kapsamlı bir itiraz olarak kayda geçti.