CHP’de mahkeme kararıyla göreve gelen yönetimin açıkladığı yeni MYK, daha ilk gününde olağanüstü kurultay taleplerine kapıyı kapattı. Parti tabanında ve milletvekilleri arasında yükselen “delegeler karar versin” çağrılarına rağmen, yönetimin kurultayın hukuken mümkün olmadığını savunması, CHP’deki meşruiyet ve demokrasi tartışmalarını daha da derinleştirdi.
Kurultay Talebine Karşı İlk Hamle
CHP’de istinaf mahkemesinin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından göreve dönen Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi, yeni Merkez Yönetim Kurulu’nu (MYK) açıkladı. Parti Sözcülüğü görevine getirilen eski milletvekili Müslim Sarı, düzenlediği ilk basın toplantısında yalnızca yeni yönetimi duyurmakla kalmadı; aynı zamanda parti içindeki olağanüstü kurultay taleplerine de net biçimde karşı çıktı.
Sarı, Özgür Özel ve ekibinin delegelerden topladığı imzalarla gündeme gelen olağanüstü kurultay girişimine ilişkin, mevcut hukuki süreç tamamlanmadan kurultayın toplanamayacağını savundu. Açıklama, CHP içinde haftalardır yükselen “kararı delegeler versin” talebinin önüne yeni bir yargısal gerekçe çıkarıldığı yorumlarına neden oldu.
Delegeler Kurultay İstiyor, Yönetim Hukuku İşaret Ediyor
Son günlerde CHP’de milletvekillerinin büyük çoğunluğu, çok sayıda il örgütü ve kurultay delegesi, yaşanan meşruiyet krizinin çözümünün yeniden sandığa gitmek olduğunu savunuyordu. 111 milletvekilinin imzasıyla yapılan çağrıda, partinin geleceğine mahkemelerin değil delegelerin karar vermesi gerektiği vurgulanmıştı.
Buna karşın yeni yönetimin ilk siyasi pozisyonunun kurultayın önünü açmak değil, kurultayın neden yapılamayacağını anlatmak olması dikkat çekti. Parti Sözcüsü Müslim Sarı’nın, “Genel Başkan istese bile kurultay toplanamaz” sözleri, CHP’deki tartışmanın merkezine oturdu.
Siyasi kulislerde bu yaklaşımın, parti içindeki demokratik çözüm arayışlarını geciktireceği ve mevcut gerilimi daha da büyüteceği değerlendirmeleri yapılıyor.
Aynı İsimler, Aynı Çizgi
Açıklanan MYK listesi de CHP’de yeni bir tartışmanın kapısını araladı. Yönetimde yer alan isimlerin önemli bölümünün uzun yıllardır Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın siyasi çevresinde bulunan isimlerden oluşması, parti içinde “değişim yerine restorasyon” eleştirilerine yol açtı.
Kurultay çağrılarının yükseldiği bir dönemde oluşturulan yeni yönetimin, parti içi uzlaşma ve demokratik meşruiyet üretmek yerine hukuki süreçleri öne çıkaran bir siyasal dil benimsemesi dikkat çekiyor. Özellikle parti örgütlerinde ve tabanda, CHP’nin yaşadığı krizin ancak delegelerin özgür iradesiyle çözülebileceği görüşü giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor.
Meşruiyet Tartışması Derinleşiyor
CHP’de bugün yaşanan tartışma yalnızca isimler veya görev dağılımlarıyla sınırlı değil. Asıl tartışma, partinin geleceğinin mahkeme kararlarıyla mı yoksa örgüt iradesiyle mi şekilleneceği sorusunda düğümleniyor.
Kurultay çağrılarının yükseldiği bir dönemde yeni yönetimin ilk mesajının “kurultay yapılamaz” olması, parti içindeki demokrasi tartışmalarını sona erdirmek yerine daha görünür hale getirmiş durumda. Önümüzdeki günlerde delegelerin, milletvekillerinin ve örgütlerin bu çıkışa nasıl yanıt vereceği, CHP’deki siyasi krizin yönünü belirleyecek temel unsur olacak.










