back to top
Ana Sayfa Haberler Silivri’den Yükselen Bir Cümle: “Hayallerimi Satmayacağım”

Silivri’den Yükselen Bir Cümle: “Hayallerimi Satmayacağım”

İBB davasında tutuklu yargılanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı ve şehir plancısı Gürkan Akgün, mahkemedeki savunmasında yalnızca kendisine yöneltilen suçlamalara değil, hayatı boyunca savunduğunu söylediği değerler sistemine de sahip çıktı. Cezaevinde Sinem Keleş ile evlenen Akgün’ün, “Hayallerimi satmayacağım” sözleri davanın hukuki boyutunun ötesine geçen sembolik bir anlam kazandı.

Savunmadan Çok Bir Hayat Muhasebesi

Silivri’de görülen İBB davasının 57’nci gününde söz alan tutuklu sanıklardan Gürkan Akgün, savunmasını teknik bir hukuk metninden çok yaşamı boyunca benimsediği ilkelerin anlatısına dönüştürdü.

Gazeteci Fatoş Erdoğan’ın duruşma salonundan aktardığı bilgilere göre Akgün, görev yaptığı kamu pozisyonlarında yalnızca yaptıklarının değil, yapmadıklarının ve yapılmasına izin vermediklerinin de önemli olduğunu vurguladı.

Kamu kaynaklarına zarar vermediğini, kişisel servet biriktirme peşinde koşmadığını belirten Akgün, meslek hayatını şehir hakkı, toplumsal adalet ve kamusal yarar ilkeleri üzerinden tanımladı.

Rant Eleştirisi Ve Kamu Vicdanı Vurgusu

Savunmasında özellikle kent politikalarına ilişkin göndermelerde bulunan Akgün, rant odaklı yaklaşımlarla mücadele ettiğini ve görev süresi boyunca mağdur edilen kesimlerin yanında yer almaya çalıştığını söyledi.

“Gerçek mağdurların yanında durdum” ifadesiyle dikkat çeken Akgün, ekonomik ve siyasi güce sahip çevrelerin mağduriyet söylemlerine de eleştirel bir gönderme yaptı.

Bu vurgu, son yıllarda Türkiye’de yerel yönetimler, kentsel dönüşüm projeleri ve kamu kaynaklarının kullanımı etrafında süren siyasal tartışmaların da bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Cezaevinde Kurulan Bir Gelecek

Akgün’ün savunmasının en dikkat çekici bölümlerinden biri ise kişisel yaşamına ilişkin sözleri oldu.

Tutukluluk sürecinin hayatlarını derinden etkilediğini ifade eden Akgün, buna rağmen geleceğe ilişkin umutlarını koruduklarını söyledi. Bu süreçte Sinem Keleş ile Silivri Cezaevi’nde evlendiklerini açıklayan Akgün, cezaevi koşullarında dahi ortak bir gelecek kurma iradesinden vazgeçmediklerini dile getirdi.

Türkiye’de son yıllarda siyasi davalar kapsamında tutuklu bulunan isimlerin cezaevlerinde gerçekleştirdiği evlilikler, çoğu zaman yalnızca kişisel bir karar değil, aynı zamanda umudu koruma ve hayatı sürdürme iradesinin sembolü olarak da yorumlanıyor.

“Adalet İstiyorum”

Savunmasının sonunda herhangi bir ayrıcalık talep etmediğini vurgulayan Akgün, yalnızca bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak hukuk güvencesi ve adil yargılanma hakkı istediğini söyledi.

“Hayallerimi satmayacağım” ve “Adalet istiyorum” ifadeleri ise duruşmanın en dikkat çekici cümleleri olarak kayda geçti.

Bu sözler yalnızca bireysel bir savunmanın parçası değil; son dönemde muhalefet belediyelerine yönelik soruşturmalar ve tutuklamalar etrafında yürüyen daha geniş hukuk ve demokrasi tartışmalarının da özeti niteliğinde değerlendiriliyor.

Davadan Taşan Tartışma

İBB davası uzun süredir yalnızca ceza hukuku açısından değil, siyasal sonuçları bakımından da yakından izleniyor.

Sanıkların savunmalarında sıklıkla kamu hizmeti, şehir hakkı, demokrasi ve adalet kavramlarına vurgu yapmaları, davanın teknik bir yargılama sürecinin ötesinde toplumsal ve siyasal bir anlam kazandığını gösteriyor.

Silivri’deki duruşma salonunda kurulan “Hayallerimi satmayacağım” cümlesi de bu nedenle yalnızca bir sanığın kişisel ifadesi değil; Türkiye’de hukuk, siyaset ve vicdan arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğuna dair süren tartışmanın yeni simgelerinden biri olmaya aday görünüyor.


  • TB / Gazeteci Fatoş Erdoğan’ın sosyal medya paylaşımları