back to top
Ana Sayfa Haberler SPK’nın Fon Açıklaması Yatırımcıyı Endişelendirdi: “Ne Kadar Para Kalırsa O Kadar”

SPK’nın Fon Açıklaması Yatırımcıyı Endişelendirdi: “Ne Kadar Para Kalırsa O Kadar”

SPK’nın tasfiye edilen fonlara ilişkin son açıklaması, yatırımcıların alacağının fonların tasfiye sonunda elde edilecek varlıklarıyla sınırlı olacağı tartışmasını büyüttü. 455 bin 758 yatırımcıyı ilgilendiren süreçte Kurul, belirli tarihlerde gerçekleşmeyen işlemlerin de tasfiye bakiyesinden yatırımcıların fondaki pay oranları üzerinden karşılanacağını duyurdu.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 28 Eylül tarihli açıklaması, yatırım fonlarında yaşanan krizin ardından paralarını çekemeyen yüz binlerce yatırımcının ne kadar ve nasıl ödeme alacağına ilişkin tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

SPK, 17 Eylül 2026 tarihinde tasfiyeye alınan fonlarda, aynı gün Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’na (TEFAS) iletilen ancak fonların işleme kapatılması nedeniyle platform tarafından iptal edilen alım ve satım talimatlarının sahiplerine ödeme yapılacağını açıkladı.

Ancak burada kritik ifade, ödemenin “tasfiye bakiyesinden, fondaki katılma payı sahipliği oranında” yapılacak olması.

Başka bir ifadeyle SPK, yatırımcılara yatırdıkları tutarın veya tasfiye öncesindeki fon değerinin tamamının ödeneceğine ilişkin bir güvence açıklamadı. Ödeme, tasfiye sonunda fonda ne kadar varlık kalacağına ve bu varlıkların nakde çevrilmesinden sonra oluşacak bakiyeye göre yapılacak.

SPK’nın Kritik İfadesi Tartışmayı Büyüttü

SPK’nın açıklamasında yalnızca 17 Eylül tarihli işlemler değil, daha önceki bazı gerçekleşmemiş talimatlar da ele alındı.

Kurul, 16 Eylül ve öncesinde TEFAS’a iletilmiş olmasına rağmen fonun temerrüde düşmesi veya fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatların da tasfiye kapsamında olduğunu bildirdi.

Ancak yatırımcılar açısından asıl soru değişmedi:

Tasfiye sonunda fonda ne kadar para kalacak ve yatırımcı bunun ne kadarını geri alabilecek?

SPK’nın kullandığı “tasfiye bakiyesi” ifadesi, ödemenin fonun tasfiye sürecinde ortaya çıkacak gerçek varlıkları üzerinden yapılacağını ortaya koyuyor. Dolayısıyla fon varlıklarının değer kaybetmesi, likidite sorunu yaşaması veya alacakların tahsil edilememesi durumunda yatırımcıların karşı karşıya kalacağı zarar meselesi önemini koruyor.

SPK’nın açıklaması bu nedenle yatırımcıların “param ne zaman ve ne kadar geri gelecek?” sorusuna tam bir rakamsal yanıt vermiyor.

455 Bin 758 Yatırımcı Sürecin İçinde

Fon krizinin ölçeği de SPK’nın önceki açıklamasıyla daha net hale geldi.

SPK, 17 Eylül tarihli kararlar doğrultusunda 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye edilmesine karar verildiğini ve Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre bu fonlardaki tekil yatırımcı sayısının 455 bin 758 kişi olduğunu açıkladı.

Tasfiye sürecinin yürütülmesi için Tera Portföy fonlarında Türkiye İş Bankası, diğer altı portföy yönetim şirketinin fonlarında ise Ziraat Bankası portföy saklayıcısı olarak görevlendirildi.

SPK ayrıca daha önce tasfiye usul ve esaslarında yer alan üç aylık süreyi altı aya çıkardı. Böylece süreç yatırımcıların beklediğinden daha uzun bir zamana yayılmış oldu.

“Daha Fazlasını İsteme” Tartışması

SPK’nın açıklamasının ardından ekonomist Öner Günçavdı, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede sürecin yatırımcılar açısından yarattığı belirsizliğe dikkat çekti.

Günçavdı, paylaşımında, “artık ne kadar para toplayabilirsek, o paraları pay oranlarını dikkate alarak dağıtacağız. Daha fazlasını isteme” ifadelerini kullanarak fon yatırımcılarının haklarını birlikte araması gerektiğini savundu.

Günçavdı, fon mağdurlarının bir araya gelerek bir birlik oluşturması ve haklarını toplu biçimde aramaya başlaması gerektiğini belirtti.

Bu değerlendirme, SPK’nın “tasfiye bakiyesinden, fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme” ifadesinin kamuoyunda nasıl yorumlandığını da gösteriyor.

İnan Mutlu: “SPK Korkulanı İlan Etmiş”

Gazeteci İnan Mutlu ise SPK açıklamasına ilişkin paylaşımında, Kurulun kullandığı ifadelerin yatırımcı açısından yeterince açık olmadığını savundu.

Mutlu, “SPK korkulanı ilan etmiş” diyerek açıklamadaki “tasfiye bakiyesinden fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacaktır” ifadesine dikkat çekti.

Mutlu’nun değerlendirmesinde özellikle fon varlıklarının erimesi, temerrüt nedeniyle alacakların tahsil edilememesi veya varlıkların değerinin düşmesi halinde yatırımcının karşılaşabileceği tablo sorgulandı.

Burada önemli ayrım ise şu: Mutlu’nun yorumu, SPK’nın resmi açıklamasının kendisi değil; açıklamanın yatırımcı açısından doğurabileceği sonuçlara ilişkin bir değerlendirme.

Krizin Arka Planında Ne Var?

Fon krizinin ortaya çıkışından sonra SPK, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Reuters’ın 22 Eylül tarihli analizine göre karar, 353 binden fazla yatırımcıyı ve 18 milyar doların üzerinde varlığı etkileyen bir piyasa çalkantısının ardından geldi. SPK’nın 23 Eylül tarihli resmi verisinde ise tekil yatırımcı sayısı 455 bin 758 olarak açıklandı.

Krizin merkezinde özellikle likiditesi düşük hisselere yoğunlaşan bazı fonların yatırımcıların para çekme taleplerini karşılamakta zorlanması ve bunun piyasa satışlarını artırması bulunuyor. Reuters, Pusula Portföy ve ardından Tera Portföy’ün bazı fonlarda itfa taleplerini karşılamakta zorlandığını bildirmişti.

SPK’nın tasfiye kararıyla birlikte tartışma artık yalnızca fonların neden bu noktaya geldiğiyle sınırlı değil.

Yüz binlerce yatırımcının önündeki temel mesele, tasfiye sürecinin sonunda hangi varlıkların nakde çevrileceği, bu varlıkların hangi değer üzerinden satılacağı, alacakların ne ölçüde tahsil edilebileceği ve ortaya çıkacak toplam bakiyenin yatırımcılara nasıl dağıtılacağı.

Yatırımcının Önündeki Kritik Soru

SPK’nın son açıklaması bir anlamda işlemlerin kapsamını netleştirdi ancak yatırımcıların temel sorusunu ortadan kaldırmadı.

17 Eylül’de TEFAS tarafından iptal edilen talimatlar ile 16 Eylül ve öncesinde temerrüt veya fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen bazı işlemler tasfiye kapsamına alındı. Fakat nihai ödeme miktarı, tasfiye sürecinin sonunda ortaya çıkacak bakiyeye bağlı olacak.

Bu nedenle fon yatırımcıları açısından yeni dönemin en önemli başlıkları, tasfiye edilen fonların gerçek varlık değerlerinin ortaya çıkarılması, portföylerdeki varlıkların hangi fiyatlarla nakde çevrileceğinin açıklanması, tahsil edilemeyen alacakların durumu ve yatırımcı başına düşecek gerçek ödemenin şeffaf biçimde ilan edilmesi olacak.

Öner Günçavdı’nın “birlik kurma” çağrısı da tam bu noktada gündeme geliyor. Bu çağrının hukuki bir sonuç doğurup doğurmayacağı ise yatırımcıların nasıl örgütleneceğine ve başvuracakları hukuki yollara bağlı olacak.

SPK’nın “tasfiye bakiyesinden pay oranında ödeme” açıklaması, yüz binlerce yatırımcı için sürecin bittiğini değil, asıl hesaplaşmanın başladığı yeni bir dönemi işaret ediyor. Bundan sonraki kritik soru, fonların tasfiye edilip edilmeyeceğinden çok, tasfiye sonunda gerçekten ne kadar paranın ortaya çıkacağı ve bu paranın yatırımcılara hangi şeffaflıkla dağıtılacağı olacak.


  • TB / Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Anadolu Ajansı, Reuters, Diken, Evrensel, Gazete Oksijen, İnan Mutlu, Öner Günçavdı