back to top
Ana Sayfa Kültür Sanat Venceremos’u Yeniden Mırıldanmak

Venceremos’u Yeniden Mırıldanmak

Bazı haberler yalnızca olup biteni anlatmaz; insanın içinde yıllardır dokunulmadan duran bir kapıyı sessizce aralar. Bir isim, eski bir fotoğraf, yarım asır sonra gelen bir yakalanma haberi… Ve zaman bir anda doğrusal akmayı bırakır. Bugün geri çekilir; gençliğimiz, bütün sıcaklığıyla yeniden karşımıza çıkar.

Víctor Jara’nın katillerinden firari bir askerin yıllar sonra yakalandığını okuyunca, ben de bir anda yıllar öncesine döndüm.

Kalabalık meydanlara…

Uzun yürüyüşlere…

Omuz omuza söylenen türkülere…

O yıllarda daha sloganlar yükselmeden önce bir ezgi dolaşırdı kalabalığın içinde. Bir kişi başlar, ardından yüzlerce ses aynı umudu çoğaltırdı.

Venceremos… (Kazanacaığz)

Biz o şarkıyı Rahmi Saltık’ın sesinden tanımıştık.

Belki İspanyolca sözlerini bilmiyorduk ama taşıdığı umudu biliyorduk. Çünkü bazı şarkılar dile değil, önce yüreğe yerleşir. İnsana yalnız olmadığını, dünyanın başka köşelerinde de aynı acıyı yaşayan, aynı düşü kuran insanlar bulunduğunu fısıldar.

Sonra yıllar geçti.

Öğrendik ki o ses, Şili’nin büyük sanatçısı Víctor Jara’ya aitti. Gitara hayatını vermiş bir insanın elleri kırılmış, ardından kurşunlarla susturulmuştu. Çünkü zorbalık, en çok türkü söyleyen insanlardan korkar. Şarkılar, bazen silahlardan daha güçlüdür; çünkü insanı yalnızca ayağa kaldırmaz, hafızasını da diri tutar.

Belki de bu yüzden Jara’nın öldürüldüğü gün yalnızca bir sanatçı öldürülmedi. Bir halkın umudu, emeği ve geleceği susturulmak istendi. Ama tarih, iktidarların en çok burada yanıldığını defalarca gösterdi. Kurşun bedeni öldürebilir; belleği değil. Şarkılar, onları söyleyenlerden daha uzun yaşar.

Bugün geriye baktığımda, gençliğimizi birbirine bağlayan şeyin yalnızca ortak düşünceler olmadığını daha iyi görüyorum. Aynı adaletsizlik karşısında duyulan öfke, aynı ekmeği bölüşmenin utancı, daha eşit bir dünya kurma arzusu… Şarkılar bütün bunların görünmeyen diliydi. Bazen uzun kitapların anlatamadığını tek bir ezgi anlatıyordu.

Aradan onca yıl geçti.

Meydanlar değişti.

Yüzler yaşlandı.

Dostlarımızın bir kısmı artık yalnızca anılarımızda yaşıyor.

Ama Rahmi Saltık’ın sesinden yükselen Venceremos, belleğimizde hâlâ ilk günkü kadar genç. Çünkü o yalnızca bir şarkı değildi; bir kuşağın dünyayı değiştirebileceğine duyduğu sarsılmaz inancın sesiydi.

Şimdi Jara’nın katillerinden birinin yıllar sonra yakalandığını öğreniyoruz.

Elbette buna sevinmeli insan.

Ama bu buruk bir sevinç.

Çünkü adalet geciktiğinde yalnızca suçlular yaşlanmaz; tanıklar da yaşlanır. Anneler eksilir, dostlar birer birer toprağa karışır. Geciken adalet, kaybedilen yılları geri getiremez. Yalnızca tarihin sayfasına şu cümleyi yazabilir:

Unutulmadı.

Ve belki insanı insan yapan da budur.

Unutmamak.

Çünkü hafıza yalnızca geçmişe ait değildir; geleceğin de vicdanıdır. Geçmişini unutan toplumlar, bugünün eşitsizliklerini daha kolay kader sanırlar. Hatırlayanlar ise yalnızca anıları değil, umudu da taşırlar.

Bugün dünyanın düzeni değişmiş olabilir. Meydanların yerini ekranlar, fabrikaların yerini plazalar, bildirilerin yerini algoritmalar almış olabilir. Ama insanın onurlu bir yaşam özlemi değişmedi. Bu yüzden Víctor Jara’nın sesi de, Rahmi Saltık’ın yorumuyla belleğimize kazınan Venceremos da hâlâ bugüne aittir.

Belki artık o şarkıyı eskisi kadar yüksek sesle söylemiyoruz.

Ama bazı ezgiler insanın dudaklarında değil, vicdanında yaşamaya devam eder.

Yıllar sonra gelen bu haberle birlikte, içimizde hiç susmamış o sesi yeniden duyuyoruz.

Rahmi Saltık’ın sesinden…

Gençliğimizin meydanlarından…

Eksilmeyen bir özlemin ve vazgeçmeyen bir umudun içinden…

Ve usulca yeniden mırıldanıyoruz:

Venceremos…

Evet, kazanacağız…

Çünkü bazı şarkılar yalnızca söylenmez.

Onlar, insanlığın yarım bırakılmış umutlarını kuşaktan kuşağa taşıyan hafızanın kendisi olur.