back to top
Ana Sayfa Ekonomi Emek Ağustos Ayında En Az 226 İşçi Hayatını Kaybetti: Sekiz Ayda Bilanço 1509

Ağustos Ayında En Az 226 İşçi Hayatını Kaybetti: Sekiz Ayda Bilanço 1509

İSİG Meclisi’nin Ağustos 2026 raporuna göre yılın ilk sekiz ayında en az 1509 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Ağustos ayında 226 işçinin hayatını kaybetmesiyle birlikte Türkiye’de işçi ölümleri dört ay üst üste 200’ün üzerinde gerçekleşti. Ağustos ayında 15 çocuk işçi ve 15 kadın işçi yaşamını yitirirken, 16 göçmen işçinin ölümü de kayıtlara geçti.

Türkiye’de çalışma hayatının ağır tablosu, Ağustos ayına ilişkin iş cinayeti verileriyle bir kez daha ortaya çıktı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) raporuna göre Ağustos ayında en az 226 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Böylece 2026 yılının ilk sekiz ayında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin sayısı en az 1509’a yükseldi.

Yılın ilk sekiz ayında kayıtlara geçen işçi ölümleri aylara göre şöyle gerçekleşti: Ocak ayında 155, Şubat ayında 129, Mart ayında 151, Nisan ayında 190, Mayıs ayında 214, Haziran ayında 228, Temmuz ayında 216 ve Ağustos ayında 226 işçi hayatını kaybetti.

Veriler, özellikle son dört ayda iş cinayetlerinin ulaştığı düzeyin artık münferit kazalarla açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında işçi ölümleri art arda 200’ün üzerinde gerçekleşti.

İSİG Meclisi, 15 yıllık çalışma döneminde ilk kez dört ay üst üste 200’ün üzerinde işçi ölümünün kaydedildiğine dikkat çekerek tabloyu Türkiye’de giderek olağanlaştırılan bir iş cinayetleri rejiminin sonucu olarak değerlendiriyor.

İş kazası değil, iş cinayeti

İSİG Meclisi, yıllardır kullandığı “iş cinayeti” kavramının özellikle altını çiziyor. Meclise göre işçilerin ölümünü yalnızca “kaza” olarak tanımlamak, bu ölümlerin arkasındaki çalışma düzenini görünmez hale getiriyor.

İşverenlerin maliyetleri düşürmek amacıyla gerekli iş güvenliği önlemlerini almaması, daha az işçiyle daha fazla iş yaptırılması, uzun çalışma saatlerinin olağanlaştırılması, düşük ücretler nedeniyle işçilerin daha fazla çalışmak zorunda kalması ve sendikal örgütlenmenin engellenmesi, iş cinayetlerinin birbirinden bağımsız nedenleri değil, aynı çalışma düzeninin farklı sonuçları olarak değerlendiriliyor.

İSİG Meclisi, bu nedenle iş cinayetlerinin yalnızca işverenlerin ihmaliyle sınırlı görülemeyeceğini, devletin denetim mekanizmalarından yargısal süreçlere, üretim ilişkilerinden sermaye birikim modeline kadar daha geniş bir sistem içerisinde ele alınması gerektiğini savunuyor.

Rapora göre mesele yalnızca işyerlerinde alınmayan önlemlerden ibaret değil. Çalışma koşullarının ağırlaşması, güvencesiz istihdamın yaygınlaşması, sendikal hakların zayıflatılması ve işçilerin örgütlü denetim imkanlarının daraltılması, ölümleri besleyen yapısal koşulları oluşturuyor.

Ağustosta en fazla ölüm inşaat ve tarımda

Ağustos ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımında ilk sırayı inşaat ve yol işleri aldı. Bu alanda en az 68 işçi hayatını kaybetti.

Tarım ve orman işkolunda 58 işçinin yaşamını yitirdiği ayda, bu ölümlerin 26’sı işçi, 32’si ise çiftçi olarak kayıtlara geçti. Taşımacılıkta 22, belediye ve genel işlerde 15, ticaret, büro, eğitim ve sinema işkolunda 12, metal işkolunda 11 işçi öldü.

Bunları 9 ölümle konaklama ve eğlence, 5 ölümle madencilik, 4’er ölümle tekstil, deri ve gemi, tersane, deniz, liman işkolları izledi. Çimento, toprak, cam ve enerji işkollarında üçer, petro-kimya, lastik ile ağaç ve kağıt işkollarında ikişer işçi hayatını kaybetti. Sağlık ve sosyal hizmetlerde iki, gıda ve şeker ile iletişim işkollarında ise birer ölüm meydana geldi. Çalışılan işkolu belirlenemeyen dört işçi de kayıtlara geçti.

Sektörler daha genel bir sınıflandırmayla değerlendirildiğinde Ağustos ayında 73 işçi inşaatta, 58 işçi tarımda, 54 işçi sanayide ve 41 işçi hizmetler sektöründe yaşamını yitirdi.

Özellikle inşaat alanındaki ölümlerin büyük bölümü yüksek hızlı tren, havalimanı, kamu binaları, okul, hastane, lüks konut, TOKİ, karayolları ve deprem bölgesindeki inşaat faaliyetlerinde meydana geldi. İSİG Meclisi yalnızca 12 Ağustos günü en az dokuz inşaat işçisinin hayatını kaybettiğini belirtti.

En büyük pay trafik, düşme ve göçüklerde

Ağustos ayındaki iş cinayetlerinin nedenlerine bakıldığında ilk sırada trafik ve servis kazaları yer aldı. Bu nedenle en az 50 işçi yaşamını yitirdi.

Yüksekten düşme 48 ölümle ikinci sırada yer alırken, ezilme ve göçükler nedeniyle 42 işçi hayatını kaybetti. Kalp krizi ve beyin kanaması sonucu 27, elektrik çarpması nedeniyle 23 işçi öldü.

Şiddet nedeniyle 10, zehirlenme ve boğulma nedeniyle 6, patlama ve yanma nedeniyle 5, nesne çarpması veya düşmesi nedeniyle 3, intihar nedeniyle 2 ve kesilme veya kopma nedeniyle bir işçi yaşamını yitirdi. Diğer nedenlerle gerçekleşen dokuz ölüm de kayıtlara geçti.

Trafik ve servis kazalarının önemli bir bölümünün iş cinayeti olarak değerlendirilmemesine de dikkat çeken İSİG Meclisi, uzun çalışma saatleri, yoğun iş yetiştirme baskısı, araçların bakımının yeterince yapılmaması, eski araçların kullanılması ve ulaşım altyapısındaki sorunların şoför ölümlerinde belirleyici olduğunu vurguladı.

Tır ve kamyon şoförlerinden otobüs şoförlerine, servis sürücülerinden moto kuryelere kadar geniş bir kesimin uzun ve ağır çalışma koşullarına maruz kaldığı belirtilirken, bu ölümlerin aynı zamanda daha geniş bir halk sağlığı sorunu oluşturduğu ifade edildi.

Ağustosta 15 çocuk işçi öldü

Raporun en çarpıcı başlıklarından biri çocuk işçiliği oldu.

Ağustos ayında en az 15 çocuk işçi çalışırken yaşamını yitirdi. Ölümlerin dördü metal, üçü tarım, üçü inşaat, biri ticaret, biri çimento, biri konaklama, biri genel işler ve biri belirlenemeyen işkolunda meydana geldi.

Ölen çocuklardan ikisinin Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında çalıştığı belirlendi.

İSİG Meclisi, kentlerde çocuk emeğinin en ağır biçimlerinden biri olarak MESEM sistemine, kırsal bölgelerde ise mevsimlik tarım işçiliğine dikkat çekerek her iki alana karşı özel bir mücadele programının oluşturulmasını acil bir görev olarak tanımladı.

Ağustos ayındaki yaş dağılımı da çocuk işçiliğinin boyutunu gösteriyor. 14 yaş ve altında dört çocuk, 15-17 yaş grubunda ise 11 çocuk ve genç işçi hayatını kaybetti.

Böylece 18 yaş altındaki toplam 15 çocuk ve genç işçinin ölümü kayıtlara geçti.

Kadın işçi ölümleri resmi kayıtlardan daha fazla

Ağustos ayında hayatını kaybeden işçilerin 15’i kadın oldu.

Kadın işçi ölümlerinin sekizi tarımda, ikisi ticarette, biri tekstilde, biri taşımacılıkta, biri sağlıkta, biri konaklama sektöründe ve biri genel işlerde meydana geldi.

İSİG Meclisi, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun iş kazası istatistiklerinde kadın işçi ölümlerinin toplam ölümlerin yalnızca yaklaşık yüzde 2’sini oluşturduğuna dikkat çekerek kendi sınırlı imkanlarıyla yaptığı çalışmada kadın işçi ölümlerinin bunun üç-dört katına ulaştığını belirtiyor.

Kadınların özellikle tarım sektöründe sigortasız ve kayıt dışı çalıştırılması, ölümlerin resmi istatistiklere yansımamasının başlıca nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Bu nedenle resmi iş kazası istatistiklerinin, kadın emeğinin gerçek risklerini ve kadın işçi ölümlerinin boyutunu tam olarak ortaya koyamadığı belirtiliyor.

16 göçmen işçi yaşamını yitirdi

Ağustos ayında Türkiye’de çalışan en az 16 göçmen işçi de iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

Ölen işçilerin 7’si Suriye, 3’ü Afganistan, 2’si Gürcistan, 2’si Özbekistan, biri İran ve biri Türkmenistan vatandaşıydı.

İSİG Meclisi, savaşlar, bölgesel askeri müdahaleler ve göç politikalarının dünya genelinde nüfus hareketlerini hızlandırdığına dikkat çekerek Türkiye’de de göçmenlerin işgücü piyasasındaki varlığının giderek arttığını belirtti.

Göçmen işçilerin çoğu zaman düşük ücret, kayıt dışılık, güvencesizlik ve ağır çalışma koşullarıyla karşı karşıya kalması, onları iş cinayetleri açısından da daha kırılgan bir konuma taşıyor.

Ölenlerin yüzde 97’si sendikasız

Ağustos ayında hayatını kaybeden 226 işçinin yalnızca 7’sinin sendika üyesi olduğu tespit edildi. Bu işçilerin 219’u ise sendikasızdı.

Buna göre iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin yüzde 97’si sendikasız, yalnızca yüzde 3’ü sendikalıydı.

Sendikalı işçilerin ikisi belediye, ikisi enerji, biri tarım, biri madencilik ve biri inşaat işkolunda çalışıyordu.

İSİG Meclisi, bu verinin sendikal örgütlenmenin iş cinayetlerini önlemedeki önemini açık biçimde gösterdiğini ancak yalnızca sendikaya üye olmanın yeterli olmadığını vurguluyor. Asıl belirleyici olanın işçinin üretim sürecinde söz ve denetim gücüne sahip olması olduğu belirtiliyor.

Çünkü iş güvenliğinin yalnızca işverenin insafına ya da devlet denetimine bırakıldığı koşullarda, kağıt üzerindeki mevzuatın işçinin hayatını korumaya yetmediği görülüyor.

65 şehirde ölüm

Ağustos ayında Türkiye’nin 65 şehrinde iş cinayeti meydana geldi. Bunun yanında Türkiye merkezli şirketlerde çalışan ya da kısa süreli çalışma için yurtdışına giden işçilerin bulunduğu üç ülkede de ölümler kaydedildi.

En fazla ölüm İstanbul’da gerçekleşti. İstanbul’da 19 işçi yaşamını yitirdi.

Gaziantep’te 12, Ankara ve Antalya’da 11’er, Ordu’da 10, Aydın’da 8, Adana ve İzmir’de 7’şer işçi öldü.

Bursa, Edirne, Hatay ve Nevşehir’de 6’şar; Kahramanmaraş, Manisa, Sakarya ve Samsun’da 5’er; Çanakkale, Giresun, Isparta, Kayseri, Konya, Osmaniye, Şanlıurfa ve Tekirdağ’da 4’er ölüm meydana geldi.

Mersin, Muğla ve Trabzon’da 3’er; Afyonkarahisar, Bingöl, Çorum, Gümüşhane, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kırklareli, Kocaeli, Malatya, Muş, Niğde, Siirt ve Uşak’ta 2’şer işçi hayatını kaybetti.

Ağrı, Aksaray, Amasya, Ardahan, Bartın, Bayburt, Bitlis, Burdur, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Hakkari, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Rize, Sinop, Sivas, Tokat, Van, Yalova, Yozgat ve Zonguldak’ta ise birer işçi yaşamını yitirdi.

Türkiye dışında Rusya’da iki, Suriye ve Suudi Arabistan’da birer iş cinayeti kayıtlara geçti.

1509 ölümün ardından

İSİG Meclisi’nin verileri, 2026’nın ilk sekiz ayında en az 1509 işçinin hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor. Üstelik geçmiş aylara ilişkin yeni bilgiler geldikçe bu sayıların güncellendiği belirtiliyor.

Ortaya çıkan tablo, işçi ölümlerinin yalnızca birkaç ihmalkâr işverenin sorumsuzluğu üzerinden açıklanamayacak kadar sistematik hale geldiğini gösteriyor. İnşaatta yüksekten düşen, tarımda traktör altında kalan, yollarda saatlerce direksiyon başında çalışan, madenlerde göçük altında kalan, fabrikalarda makinelerin arasında sıkışan, elektrik akımına kapılan ya da uzun çalışma saatlerinin ardından kalp krizi geçiren işçilerin ölümleri farklı biçimlerde gerçekleşse de ortak bir zeminde buluşuyor.

Bu zemin, emeğin maliyet olarak görülmesi ve işçinin hayatının üretim maliyetlerinin gerisine itilmesi.

Bu nedenle İSİG Meclisi, iş cinayetlerinin emek hareketinin temel mücadele başlıklarından biri haline getirilmesi gerektiğini savunuyor. Çünkü işçinin hayatını korumanın yolu yalnızca yeni yönetmelikler hazırlamaktan değil, işyerlerinde gerçek bir işçi denetimi ve örgütlülüğü kurmaktan geçiyor.

2026’nın ilk sekiz ayında 1509 işçinin yaşamını yitirmiş olması, Türkiye’de çalışma hayatının en ağır gerçeklerinden birini yeniden ortaya koyuyor: İş cinayetleri artık münferit olaylar değil, çalışma düzeninin yapısal bir sonucu olarak karşımızda duruyor.