back to top
Ana Sayfa Haberler Kılıçdaroğlu’nun Arınma Söylemi Kendi Kadrosunda Sınandı

Kılıçdaroğlu’nun Arınma Söylemi Kendi Kadrosunda Sınandı

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun, sosyal medyada “Gizem Lara” adıyla bilinen ve merhum Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik ağır ithamları dolaşıma sokan Gizem Altunsoy’u CHP Ankara İl Yönetimi’ne dahil etmesi, en çok Kılıçdaroğlu’nun sıkça tekrarladığı “arınma” söylemini tartışmaya açtı. Karar, “arınma”nın etik bir ilke değil, yalnızca siyasi saflaşmayı meşrulaştıran bir söylem olduğu yönündeki eleştirileri güçlendirdi.

Arınma Söylemi İlk Sınavında Tartışma Yarattı

Kemal Kılıçdaroğlu, mahkeme kararıyla yeniden oturduğu genel başkanlık koltuğundan bu yana en sık kullandığı kavramlardan biri olarak “arınma”yı öne çıkardı. Ancak açıklanan CHP Ankara İl Yönetimi listesi, bu söylemin ilk ciddi sınavlarından biri oldu.

Listede, sosyal medyada “Gizem Lara” mahlasıyla bilinen Gizem Altunsoy’un yer alması, Kılıçdaroğlu’nun sözleri ile tercihleri arasındaki mesafeyi görünür hale getirdi. Altunsoy’un, yaşamını yitiren Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında kamuoyunda geniş tepki çeken paylaşımlarla anılması, “arınma” iddiasının hangi ölçütlere dayandığı sorusunu da beraberinde getirdi.

Siyasi Sadakat, Etik Ölçülerin Önüne Mi Geçti?

Ortaya çıkan tablo, eleştirilerin odağını yalnızca bir isim tercihine değil, Kılıçdaroğlu’nun siyasal söyleminin tutarlılığına yöneltti. Çünkü etik ilkeler kişilere göre değişmez; ilke olarak savunulur ya da terk edilir. Eğer bir siyasi hareket, kendisine yakın duran isimlerin geçmişteki tutumlarını görmezden gelirken, karşısında duranları “arınma” söylemiyle tasfiye etmeye çalışıyorsa, burada ahlaki bir muhasebeden değil, siyasal bir mühendislikten söz etmek gerekir.

Bu nedenle yaşanan tartışma, CHP’nin kurumsal güvenilirliğinden çok, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kişisel siyasi söyleminin güvenilirliğini sorgulatıyor. “Arınma” söylemi, etik bir yenilenme iddiası olmaktan çıkıp, kimin içeride kalacağına ve kimin dışarıda bırakılacağına karar veren siyasi bir ayıklama mekanizması olarak algılanmaya başlıyor.

Asıl Sorun Atama Değil, Söylemin Çöküşü

Siyasette en ağır krizler, yapılan hatalardan değil, savunulan ilkelerin ilk fırsatta terk edilmesinden doğar. Kılıçdaroğlu’nun bu tercihi de tam olarak böyle bir kırılma yarattı. Çünkü kamuoyunun dikkatini çeken yalnızca Gizem Altunsoy’un listeye alınması değil; bu kararın, aylar boyunca dile getirilen “arınma” söylemini fiilen hükümsüz bırakması oldu.

Bugün kamuoyunda büyüyen tepki, tek bir yönetim listesine yönelik itiraz olmanın ötesine geçmiş durumda. Tartışılan şey, “arınma” kavramının gerçekten ahlaki ve etik bir dönüşümü mü ifade ettiği, yoksa yalnızca siyasi mücadelede kullanılan işlevsel bir slogan mı olduğudur. Eğer etik ilkeler siyasi yakınlığa göre esniyorsa, ortada arınma değil; sadece taraf değiştiren bir meşruiyet anlayışı vardır. Bu nedenle gözler şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’nda. Vereceği ya da vermeyeceği cevap, yalnızca bu atamayı değil, uzun süredir inşa etmeye çalıştığı siyasi söylemin inandırıcılığını da belirleyecek.