back to top
Ana Sayfa Haberler İmamoğlu: “İBB Davası Artık Bir Can Güvenliği Sorununa Dönüştü”

İmamoğlu: “İBB Davası Artık Bir Can Güvenliği Sorununa Dönüştü”

İBB Davası’nın 55’inci gününde konuşan Ekrem İmamoğlu, Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal’ın kaçırılarak işkence gördüğü iddiasını yargı sürecinin sınırlarını aşan ağır bir güvenlik krizi olarak değerlendirdi. İmamoğlu, sanıklar ve ailelerinin sistematik biçimde hedef gösterildiğini savunarak, yargı makamlarını ve devlet kurumlarını acil önlem almaya çağırdı.

Dava Sürecinden Can Güvenliği Tartışmasına

Silivri’de görülen ve 59’u tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB Davası’nın 55’inci gününde söz alan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, savunmasını keserek kamuoyuna yansıyan ciddi bir iddiayı mahkeme gündemine taşıdı.

İmamoğlu, Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal’ın kaçırıldığını, ağır işkenceye maruz bırakıldığını ve yoğun bakımda tedavi gördüğüne ilişkin bilgiler aldığını belirterek, yaşananların artık yalnızca hukuki bir sürecin parçası olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. İddialara göre Karaal’ın saatlerce susuz bırakıldığı ve para ile altın soruları eşliğinde fiziksel işkenceye maruz kaldığı ifade edildi.

Hedef Gösterme İddiası Ve Medya Eleştirisi

İmamoğlu, bazı iktidara yakın medya kuruluşlarında uzun süredir sürdürülen yayınların kamuoyunda düşmanlaştırıcı bir atmosfer oluşturduğunu savundu. Milyarlarca lira ve yüzlerce kilo altın bulunduğu yönündeki iddiaların herhangi bir somut delile dayanmadığını belirten İmamoğlu, bu yayınların propaganda sınırını aşarak olası saldırılar için “azmettirici bir kaynak” niteliği kazandığını ileri sürdü.

Kamuoyunda dolaşıma sokulan suçlamalara da yanıt veren İmamoğlu, “Ortada hiçbir şey yoktur. Bizim ne ayakkabı kutularımız vardır, ne gizli kasalarımız ne de açıklanmayan tapularımız” ifadeleriyle iddiaları reddetti.

“Sanıklar Değil Aileleri De Hedefte”

Mahkeme salonunda yaptığı konuşmada dava sürecinin yalnızca sanıkları değil ailelerini de etkileyen bir korku iklimi yarattığını dile getiren İmamoğlu, çok sayıda sanık yakınının ciddi kaygı içinde olduğunu söyledi.

Yaklaşık 17 aylık tutukluluk sürecinde kendileri hakkında yapılan hakaret ve hedef gösterici yayınlara ilişkin yüzlerce başvurunun sonuçsuz kaldığını belirten İmamoğlu, sistematik bir cezasızlık pratiğinin oluştuğunu savundu. Bu durumun, hukuki güvenlik kadar kişisel güvenlik açısından da ciddi riskler doğurduğunu ifade etti.

Yargıya Ve Devlet Kurumlarına Açık Çağrı

İmamoğlu, yaşanan gelişmeler nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı başta olmak üzere tüm ilgili kurumların hızla harekete geçmesi gerektiğini belirterek, “İddia makamı dahil herkes büyük bir zan altındadır” değerlendirmesinde bulundu.

Sanık yakınlarının farklı kentlerde dahi baskı ve korku altında yaşadığını söyleyen İmamoğlu, devletin temel sorumluluğunun yargılamanın adil biçimde yürütülmesini sağlamak kadar, yargılanan kişilerin ve ailelerinin can güvenliğini de güvence altına almak olduğunu vurguladı. Açıklaması, “İnsanları işkenceye, hatta cinayete kadar götürebilecek bu zihniyetin önüne geçilmelidir” çağrısıyla son buldu.