Mutlak Artık Değer İmparatorluğu


“Barbarlık yeniden ortaya çıkıyor, uygarlık evresinin kendisi tarafından yaratılmış ve ona ait biçimde; yani cüzamlı barbarlık, uygarlığın cüzamı olarak barbarlık”
Karl Marx, Seçme Eserler

Kapitalist üretim tarzında emek gücünü satarak geçinmek zorunda olan herkes dev bir prokrustes yatağı’na zincirlenmiş durumdadır. Mitolojideki prokrustes yatağının temel özelliği, yatan herkesin şiddet yoluyla yeniden biçimlendirilmesidir; kolu ve bacağı kısa gelenler çekiştirilirken, uzun gelenlerin uzuvları kesilerek yatağa göre hizalanır. Prokrustes yatağının modern versiyonunda da işçiler, kapitalist şiddetin ritmine uygun bir şekilde yatağa göre biçimlendirilirken, insani vasıflarından soyutlanarak niteliksizleştirilir ve nesneleştirilir.

İşçilerin yeniden biçimlendirilmesinin hukuki ve siyasi kökleri, her gün işyerlerinde yaşanan kapitalist şiddeti gerek mevzuatla gerek bürokratik prosedürlerle maskeleyerek olağanlaştırır. İşçilerin, (işçi güvenliği tedbirleri, yemekler, yatakhane, servis vd.) sorunlarla ilgili patron veya amirle irtibata geçmeye çalıştıklarında karşılaştığı bürokratik duvarlar, üretimin ve birikimin genel ritmini korumaya hizmet eder. Ritim bozulmaya başladığında ise maestro, işçileri kovmak için Kod 29 Kod 46 gibi mevzuatla, işçileri yıldırmak için patronun fedaileriyle, veya direnişteki işçileri fabrika kapısından uzaklaştırmak için kolluk gücüyle devreye girer. Bu yöntemlerle sınıfsal asimetrinin sınırları korunurken, işçilere sadece kendilerinden sorumlu oldukları, yalnız ve güçsüz oldukları fikri aşılanır. Sadece işyeriyle sınırlı kalmayan, gündelik yaşamda atomize olan bireyi ve bireyciliği yeniden üreten yöntemler, burjuva toplumunun yeniden üretimini garanti altına alır.

Karl Marx, burjuva toplumda emek ürününün meta-biçiminin ekonomik hücre-biçimi olduğunu belirtir. Kapitalizmi siyasal ve iktisadi bütünlüğe sahip bir beden olarak düşündüğümüzde, bedenin anatomik ve biyolojik özelliğinin korunmasında ekonomik hücre-biçiminin korunması önem arz eder. Sermaye, üretim ve birikim döngüsünün korunması amacıyla toplumsal yaşamın farklı katmanlarında işçilerin hem fiziksel hem de siyasal tekilliğine ihtiyaç duyar. Bu da ancak insani vasıflarından sıyrılmış ve çevresiyle ilişkisi sınırlandırılmış, niteliksizleştirilmiş işçi profili varoldukça mümkündür.

Covid-19 salgınıyla birlikte kapitalist şiddet (hem sömürünün kazandığı viral boyut hem de nesneleşmenin farklı aşamaları itibariyle) faz değiştirmiştir. Aslında, sendikaların pasif ve uzlaşmacı tutumu, salgında işçilerin kendi kaderine terk edilmesi, dağınık ve parça parça mücadele eden işçileri tek bir odakta örgütleyebilecek siyasal öznenin bulunmayışı nedeniyle kapitalist şiddet en saf ve dolaysız haline geri dönmüştür. Salgının ilk döneminde virüsle mücadele motivasyonuyla oluşan toplumsal atmosfer histerik ve karmaşık bir görünüm arz ederken, işyerlerinde temel rutinler aksamamıştır: İşçiler, toplu taşımada sabah erken saatlerde işe gitmeye, virüs maruziyetine rağmen kalabalık şekilde işçi sağlığı ve işçi güvenliği önlemleri alınmaksızın çalıştırılmaya, hastalanmaya ve iş cinayetlerinde ölmeye devam etmiştir/etmektedir.

Zenginlerin sosyal mesafe adı altında toplumsal izolasyonu başlattığı, emekçilerinse savaş mekanına dönüşen işyerlerinde hayatta kalmaya çalıştığı dönemde uzun çalışma sürelerini tüm sektörlerde hakim kılan kapitalist şiddet, mutlak artık değer üretiminin daha fazla yoğunlaştığı bir moment yaratmıştır.

Mutlak artık değer, işgününün uzatılması ya da emeğin yoğunluğunun artırılmasıyla elde edilen artık değerdir. Kapital’in ilk cildinde geçtiği şekliyle “işgününün, emekçinin kendi emek gücünün değerine eşit bir değeri ürettiği noktanın ötesine uzatılması ve bu artık emeğe sermaye tarafından el konulması, mutlak artık değer üretimidir”. İşçi, kapitalistin mutlak denetimi altındadır ve mutlak artık değer, göreli artık değer sömürüsünü mümkün kılar. Marx’ın mutlak ve göreli artık değer saptaması bir bütünlüğe işaret etmektedir: “[M]utlak artık değer üretimi, tamamen işgününün uzunluğuna bağlıdır; göreli artık değer üretimi, işin teknik sürecini ve toplumun bileşimini kökünden değiştirir”.

Salgının çalışma yaşamındaki yansıması daha çok çalışma/çalıştırılma olarak cisimleşirken, bu ritim korunmaya devam ediyor. İşgücü piyasasının köle pazarı görünümü kazandığı salgın döneminde kapitalist şiddetin en belirgin varyantlarından birisi uzun ve belirsiz çalışma süreleridir. Mesai kavramı, formel anlamını ve statüsünü yitirmiş; gerek fabrikadaki, şantiyedeki, depodaki işçiler gerekse evden çalışan işçiler açısından kürek mahkumluğuna evrilmiştir. Enformel sektörlerde karşımıza çıkan uzun çalışma süreleri “çarklar dönmeli” mottosuyla birlikte tüm sektörlerde verili hale gelmiştir. Zihin emeği ve kol emeği işkolları itibariyle kendine özgü çalışma rutinlerine sahip olsa da çalışma sürelerinin uzaması bakımından kesişmektedir:

İstanbul Valiliği 4 Kasım 2020 tarihinde İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisinin organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleri ve sanayi kuruluşları için mesai başlangıç ve bitiş saatlerine yönelik aldığı karara ilişkin açıklama yaptı. Bu kararla birlikte farklı ölçeklerdeki sanayi bölgeleri için mesai başlangıç ve bitiş saatlerini düzenlerken mesai bitiş saatlerini patronlar belirleyebildi.

Kocaeli, Antep, Ankara başta olmak üzere farklı illerde sokağa çıkma yasağının uygulandığı günlerde demir çelik, halı, iplik, kumaş, çikolata, terlik, çuval, kontrplak üreten fabrikaların çalışması için valilikler tarafından özel çalışma izinleri verildi.

Eurofound’un verilerine göre, uzaktan çalışanların ofisten çalışanlara kıyasla, AB’nin haftada 48 saatlik yasal çalışma sınırını iki kat daha fazla aştığı görüldü. Buna göre, uzaktan çalışanların neredeyse yüzde 30’u her hafta boş zamanlarında birden fazla kez çalışmak zorunda kaldı.

ABD’de 8 saat olan mesai süresi karantinaların başladığı Ocak 2020’de 11 saate yükseldi. Kanada’daki evden çalışanlarından da çevrimiçi oldukları saat sayısı 9’dan 11’e çıktı. İngiltere’de çalışanların haftalık çalışma süresi yüzde 25 oranında yükseldi ve Hollanda’daki çalışanlarla birlikte mesaileri 20:00’ye kadar uzadı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yaptığı bir araştırmada ülkelerin kapanma önlemleri ilan ettiği dönemde çalışma saatlerinin ortalama yüzde 10 civarında yükseldiğini belirtti.

Eurostat’ın 2020 verilerine göre Avrupa’da haftalık ortalama çalışma süresi en fazla olan ülke Türkiye. Salgında Türkiye’deki haftalık ortalama çalışma saati 2020’de 42,5 saat oldu. OECD’nin 2020 verilerine göre ise Türkiye’de haftalık ortalama çalışma süresi 45,6 saat.

Çalışma sürelerinin üretimin genel karakterine göre uzatılması ve muğlaklaştırılması, bir bocalama anında ortaya çıkmamış, aksine, sistematik bir plan dahilinde çalışma disiplininin parçasına dönüştürülmüştür. Büyük, orta, küçük ölçekli işletmelerde çalışma sürelerinin uzatılmasına karşı ücretlerin genel seviyesinde bir değişiklik yaşanmamış, çok sayıda işçi fazla mesai ücreti almamış, tam tersine salgında işsiz kalmamak için çalışmaya devam etmiştir. İşsizliğin yapısal krize dönüştüğü salgın koşullarında ücretler baskılanırken ve çalışma süreleri uzatılırken, emekçi sınıflar büyümeden pay alamamıştır. DİSK-AR’ın araştırmasına göre, 2021’in birinci çeyreğinde GSYH bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yıllık bazda yüzde 7 artmış, ancak bu artış ücretlilere yansımamıştır.

Salgında geçici gibi görünen ancak kurumsal düzenlemelerle kalıcılaştırılan çalışma rutinleri, sermayenin merkezileşmesi ve yoğunlaşmasının da yapıtaşlarındandır. Farklı sermayelerin tek bir sermayenin yönetim organı altında toplanmasıyla birlikte merkezileşme; yaratılmış ve mülk edinilmiş artık değer birikimi ile küçük firmaların elendiği rekabet sonucunda önemli sınai şirketlerde meydana gelen değer artışıyla da yoğunlaşma aşamaları tamamlanır. Sömürü varoldukça kapitalizmin genişletilmiş yeniden üretimi ve sermaye birikimi mümkün olacaktır. Dünyadaki milyarderlerin toplam serveti Mart-Aralık 2020 arasında 3 trilyon 900 milyar dolarlık artışla 11 trilyon 950 milyar dolara yükselirken, işsizlik küresel olarak yüzde 1,1 yani 33 milyon kişi artarak 220 milyona çıktı.

Mutlak artık değer üretiminin yoğunlaştırılması, iş cinayetlerinin ve meslek hastalıklarının başlıca nedenleri arasındadır. Çalışma sürelerinin uzatılması ve muğlaklaştırılması işçileri ruhen ve bedenen yıpratmakta; hava kirliliği, kanserojen maddeler, zehirli kimyasallar, sakatlığa yol açan ergonomik risklere daha uzun süreler maruz bırakmaktadır. DSÖ ve ILO’nun birlikte hazırladığı “WHO/ILO Joint Estimates of the Work-related Burden of Disease and Injury, 2000–2016” raporunda işe bağlı ölümlerde yaklaşık 750 bin iş cinayetindeki temel faktör uzun çalışma saatleri olarak belirtilmiştir. ILO’nun “Safety and Health at the Heart of the Future of Work, 2019” raporuna göre, aşırı uzun çalışma saatleri, stres ve hastalıklar yılda yaklaşık 2,8 milyon işçinin ölümüne sebep olmaktadır.

İşçilerin uzun süre ve ağır koşullarda çalıştırılması, meslek hastalıklarını ve iş cinayetlerini kaçınılmaz hale getirmektedir. Dijitalleşmenin hem çalışma sürelerini uzatmada hem de işyerindeki ölü zamanı ortadan kaldırmada sağladığı kolaylıklarla birlikte, despotik yöntemlerin seferberliği, mutlak artık değer üretimini yoğunlaştırır. Bu süreçte işçiler, iş süreçlerinden tümüyle dışlanarak niteliksiz hale getirilir ve işçi sınıfının sermayeye olan tabiyeti artar. Hem ücretler hem de çalışma süreleri ve koşulları bakımından pazarlık imkânı ortadan kalkan işçilerin sermaye lehine türdeşliği sağlanmış olur. Çalışma koşulları farklı olmasına rağmen mavi ve beyaz yakalı işçilerin çalışma sürelerindeki artışın görece benzerliği bu türdeşliğin bir yansımasıdır.

İşçi sınıfının salgında haklarını elinden alan, işyerlerini açık hava hapishanesine ve işçileri mahpusa dönüştüren çalışma disiplini ancak kapitalist şiddetle varlığını devam ettirebilecektir. “Hayatın normalleşmesi” veya “yeni normal” şeklinde lanse edilen toplumsal post-covid sendromlarının sahteliği için işçilerin ve çalışma rutinlerinin yapısı incelendiğinde görülecektir ki, sömürü söz konusu olduğunda her şey “normal”e uygundur.


1 İstanbul Valiliği, sanayi sektöründe mesai bitiş saatini patronun “takdirine” bıraktı, https://www.evrensel.net/haber/418272/istanbul-valiligi-sanayi-sektorunde-mesai-bitis-saatini-patronun-takdirine-birakti

2 Kocaeli Valiliğinden fabrikalara üretim izni, https://www.evrensel.net/haber/402458/kocaeli-valiliginden-fabrikalara-uretim-izni

3 Avrupa’da evden çalışanların ‘işten kopma’ hakkı için kampanya, https://www.gazeteduvar.com.tr/avrupada-evden-calisanlarin-isten-kopma-hakki-icin-kampanya-haber-1513031

4 Evden çalışanların mesai süresi en az 2 saat uzadı, öğle molaları kısaldı, https://www.ntv.com.tr/ekonomi/iki-yeni-arastirma-evden-calisanlarin-mesai-suresi-en-2-saat-uzadi-ogle-molalari-kisaldi,EYO0ZpmG-0SPZsvOXFEYQA

5 WHO ve ILO’nun araştırmasına göre uzun çalışma saatleri yüzünden her yıl 745 bin kişi ölüyor, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-57142848

6 Avrupa’da haftalık ortalama çalışma saatinin en uzun olduğu ülke Türkiye, https://tr.euronews.com/2021/10/08/avrupa-da-haftalik-ortalama-calisma-saatinin-en-uzun-oldugu-ulke-turkiye

7 İşçiler büyümeden pay alamıyor!, http://arastirma.disk.org.tr/?p=6847

8 Daha geniş bir teorik çerçeve için Tülin Öngen, “Tekelci Kapitalizm ve Sınıf Yapısı” https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/36496

9 Oxfam 2021 Eşitsizlik Virüsü Raporu, https://www.kedv.org.tr/public/uploads/files/raporlar /2021/Oxfam%202021%20Es%CC%A7itsizlik%20Viru% CC%88su%CC%88%20Raporu.pdf

10 WHO/ILO Joint Estimates of the Work-related Burden of Disease and Injury, 2000–2016 https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/—ed_dialogue/—lab_admin/documents/publication/wcms_819788.pdf

11 Safety AND HEALTH AT THE HEART OF THE FUTURE OF WORK, 2019 https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/—dgreports/—dcomm/documents/publication/wcms_686645.pdf , http://www.meslekhastaligi.org/bm-calisma-orgutune-gore-stres-fazla-mesai-ve-hastalik-yilda-28-milyon-iscinin-olmesine-neden-oluyor/

Kansu YILDIRIM