Doruk Madencilik işçilerinin aylardır süren ücret ve tazminat mücadelesi, Ankara’da yeniden siyasi ve toplumsal bir sınava dönüştü. CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in de katıldığı eylemde, iktidarın verdiği sözleri yerine getirmediği, kamu kaynaklarıyla büyüyen bir şirketin ise işçilerin emeğinin karşılığını ödemediği vurgulandı. Muhalefet partileri ilk kez bu ölçekte ortak bir emek dayanışması görüntüsü verirken, mücadele yalnızca 180 madencinin alacağı değil, çalışma yaşamında hukukun ve kamusal denetimin işleyip işlemediği sorusunu da yeniden gündeme taşıdı.
Hak Arayışı Yeniden Ankara Yolunda
Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde faaliyet gösteren Doruk Madencilik’te çalışan işçilerin ücret, kıdem tazminatı ve çeşitli işçilik alacakları nedeniyle başlattıkları mücadele yeni bir aşamaya ulaştı.
İşçiler, 28 Nisan’da hükümet temsilcileri, şirket yöneticileri ve işçi temsilcileri arasında yapılan görüşmelerde verilen ödeme taahhütlerinin yerine getirilmediğini belirterek yeniden Ankara’ya yöneldi. Ancak madencilerin başkente ulaşma girişimleri bir kez daha güvenlik engelleriyle karşılaştı.
Ankara’ya yürümek isteyen işçilerin önemli bir bölümü Beypazarı’nda durdurulurken, çeşitli yollarla başkente ulaşabilen 36 madenci, Yıldızlar SSS Holding önünde eylem gerçekleştirdi.
İktidarın Sözü Yerine Gelmedi
Eyleme katılan CHP Grup Başkanı Özgür Özel, yaşanan sürecin yalnızca bir işçi alacağı meselesi olmadığını, devlet tarafından verilen sözlerin tutulup tutulmaması bakımından da önemli bir sınav niteliği taşıdığını söyledi.
Özel, işçilere 28 Nisan’da üç bakanın kefil olduğunu ve tüm alacakların 15 Mayıs’ta ödeneceğinin taahhüt edildiğini hatırlattı.
Ancak haziran ayına gelinmesine rağmen işçilerin hesaplarına herhangi bir ödeme yapılmadığını belirten Özel, verilen sözlerin yerine getirilmemesinin kamu otoritesinin güvenilirliğini de tartışmalı hale getirdiğini ifade etti.
Muhalefet cephesi, hükümetin arabuluculuğunda verilen taahhütlerin yerine getirilmemesini yalnızca şirket kaynaklı bir sorun olarak değil, siyasi sorumluluk gerektiren bir mesele olarak değerlendiriyor.
Kamu Kaynaklarıyla Büyüyen Şirket, İşçinin Hakkını Ödemedi İddiası
Özel’in açıklamalarındaki en dikkat çekici başlıklardan biri, Doruk Madencilik’in bağlı olduğu Yıldızlar Holding’e yönelik eleştiriler oldu.
CHP lideri, holdingin yıllar boyunca kamu teşviklerinden, kredilerden ve madencilik ruhsatlarından yararlandığını belirterek, buna rağmen işçilerin ücretlerinin ve sosyal haklarının ödenmediğini söyledi.
Özel’e göre şirketin yaklaşık 180 işçiye olan toplam borcu 160 milyon liraya ulaştı.
Muhalefet temsilcileri, kamu desteklerinden yararlanan şirketlerin işçi hakları konusunda da kamu denetimine tabi tutulması gerektiğini savunurken, bu örneğin Türkiye’de teşvik sistemi ile çalışma yaşamı arasındaki ilişkinin yeniden tartışılmasına neden olabileceğini belirtiyor.
Muhalefetten Ortak Emek Cephesi
Yıldızlar SSS Holding önündeki eylem, yalnızca işçilerin direnişi açısından değil, muhalefet partilerinin birlikte verdiği görüntü açısından da dikkat çekti.
CHP’nin yanı sıra Türkiye İşçi Partisi, DEM Parti, Türkiye Komünist Partisi, Emek Partisi ve İYİ Parti temsilcileri de eyleme destek verdi.
Özel, farklı siyasi çizgilerden partilerin aynı noktada buluşmasının tesadüf olmadığını belirterek, emek mücadelesinin parti sınırlarını aşan ortak bir demokrasi ve adalet meselesi olduğunu vurguladı.
Bu tablo, son dönemde farklı siyasi başlıklarda karşı karşıya gelen muhalefet partilerinin, işçi hakları konusunda ortak bir zeminde buluşabileceğini göstermesi bakımından da önem taşıyor.
Erdoğan’ın Açıklaması Ve Sahadaki Gerçeklik
Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Mayıs konuşmasında madencilerin alacaklarının ödendiğini söylediğini hatırlatarak, sahadaki durumun bunun tam tersini gösterdiğini savundu.
İşçilerin hâlâ alacaklarını tahsil edemediğini belirten Özel, kamuoyuna servis edilen “ödeme yapıldı” yönündeki haberlerin de eylemi etkisizleştirmeyi amaçladığını ileri sürdü.
Bağımsız Maden-İş yöneticilerinin de herhangi bir ödemenin gerçekleşmediğini açıkladığını hatırlatan CHP lideri, mücadele sona erene kadar dayanışmanın süreceğini ifade etti.
Bu açıklamalar, hükümetin kamuoyuna sunduğu tablo ile işçilerin sahadaki deneyimleri arasındaki farkın muhalefet tarafından siyasi bir eleştiri konusu haline getirildiğini gösteriyor.
Emek Mücadelesi Yeni Bir Siyasi Eşik Mi?
Doruk Madencilik işçilerinin direnişi, Türkiye’de son yıllarda artan işçi eylemleri içinde sembolik bir yere oturmuş durumda.
Soma’dan Ankara’ya yapılan yürüyüşlerden Mihalıççık’taki direnişe uzanan süreç, yalnızca ücret ve tazminat talebini değil, çalışma yaşamındaki güvencesizlikleri, şirketlerin hesap verebilirliğini ve devletin işçi-işveren uyuşmazlıklarındaki rolünü de tartışmaya açıyor.
Yıldızlar Holding önünde verilen görüntü ise, emek mücadelesinin artık yalnızca sendikal bir mesele olmaktan çıkıp doğrudan siyasi meşruiyet, kamusal sorumluluk ve sosyal adalet tartışmalarının merkezine yerleştiğini ortaya koyuyor.
Özgür Özel’in sözleriyle ifade etmek gerekirse, mücadele artık yalnızca 180 madencinin alacağıyla sınırlı değil; verilen sözlerin tutulup tutulmayacağının, kamu gücünün kimin yanında durduğunun ve emeğin Türkiye’deki gerçek değerinin sınandığı bir sürece dönüşmüş durumda.



















