Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması, TBMM’de 279 kabul ve 119 ret oyuyla kabul edildi. Üç ülkeden birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının diğerlerine de yapılmış sayılmasını öngören anlaşma, askerî işbirliğini ortak savunma yükümlülüğüne dönüştürüyor. AKP, MHP ve CHP’nin destek verdiği düzenleme, Türkiye’nin NATO üyeliğiyle yeni savunma taahhütlerinin nasıl bağdaştırılacağı ve bölgesel çatışmalarda üstlenebileceği sorumluluklar konusunda tartışma yarattı.
NHA – ANKARA | 6 Kasım 2026
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026’da Mekke’de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması’nın onaylanmasını uygun bulan kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Oylamaya katılan 398 milletvekilinden 279’u kabul, 119’u ret oyu verdi. Anlaşma, Türkiye’nin Orta Doğu ve Güney Asya’daki askerî ilişkilerini karşılıklı savunma yükümlülükleri temelinde genişletiyor.
Anlaşmanın temel hükmüne göre üç ülkeden herhangi birine dışarıdan yöneltilecek silahlı saldırı, diğer ülkelere de yapılmış sayılacak. Taraflar saldırıya uğrayan ülkeye yardım edecek; bu yardım askerî, istihbarat ve lojistik desteği de kapsayabilecek. Ancak sağlanacak desteğin kapsamı, ülkelerin kendi imkânları ve ortak değerlendirmeleri doğrultusunda belirlenecek. Dolayısıyla hüküm, her saldırı durumunda kendiliğinden savaşa girilmesi anlamına gelmiyor.
Anlaşma, ortak askerî eğitim ve tatbikatların yanı sıra savunma sanayisinde teknoloji geliştirilmesini, ortak üretimi ve istihbarat paylaşımını da öngörüyor. Dışişleri ve savunma bakanlarıyla genelkurmay başkanlarından oluşacak ortak bir komite, işbirliğinin yürütülmesinde görev alacak.
NATO Üyeliği Ve Bölgesel Çatışmalar
Meclis görüşmelerinde öne çıkan tartışmalardan biri, Türkiye’nin NATO üyeliğinden kaynaklanan yükümlülükleriyle Mekke Anlaşması kapsamında üstleneceği sorumlulukların olası bir bölgesel çatışmada nasıl uygulanacağı oldu.
Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, iki savunma düzenlemesinin çıkarlarının çatışması halinde izlenecek yolun açıklığa kavuşturulmasını istedi. İran ve Mısır’ın dışarıda bırakıldığı bir bölgesel güvenlik yapılanmasının sınırlarına dikkat çekti.
Yeni Yol Partisi Milletvekili Hasan Karal ise anlaşmanın yalnızca askerî işbirliği değil, uzun vadeli savunma taahhütleri içerdiğini belirterek Milli Savunma Komisyonunda da ayrıntılı biçimde görüşülmesi gerektiğini söyledi.
Hükümet adına yapılan açıklamalarda anlaşmanın üçüncü ülkelere karşı oluşturulmuş bir askerî blok olmadığı, bölgesel caydırıcılığı ve güvenliği güçlendirmeyi amaçladığı savunuldu. Ancak Pakistan’ın Hindistan’la, Suudi Arabistan’ın ise Orta Doğu’daki bölgesel güçlerle ilişkileri dikkate alındığında, ortak savunma hükmünün hangi koşullarda işletileceği Türkiye açısından önem taşıyor.
On Yıllık Bağlayıcılık
Anlaşmanın dikkat çeken hükümlerinden biri de yürürlük süresi. Üç ülkenin gerekli onay işlemlerini tamamlamasının ardından yürürlüğe girecek düzenlemeden ilk on yıl boyunca çekilmek mümkün olmayacak. Bu sürenin sonunda ayrılmak isteyen tarafın kararını en az üç ay önceden yazılı olarak bildirmesi gerekecek.
Bu hüküm, anlaşmanın yalnızca mevcut hükümetlerin dönemsel askerî işbirliğiyle sınırlı kalmayacağını, sonraki hükümetler açısından da uzun süreli yükümlülükler doğuracağını gösteriyor.
Savunma sanayisinde ortak üretim ve teknoloji geliştirme hedefleri ise anlaşmanın ekonomik boyutunu oluşturuyor. Silah sistemleri, askerî donanım ve savunma teknolojileri alanında kurulacak işbirliklerinin hangi şirketleri kapsayacağı, finansmanın nasıl sağlanacağı ve kamu kaynaklarından ne ölçüde yararlanılacağı henüz somut projeler üzerinden açıklanmış değil.
Türkiye’nin savunma harcamaları ve askerî sanayi yatırımları genişlerken yeni anlaşmanın bütçe üzerindeki olası yükünün de Meclis denetimi açısından önem taşıdığı görülüyor.
Mekke Anlaşması’nın kabul edilmesiyle Türkiye, NATO üyeliğinin yanında başka bir coğrafyada karşılıklı askerî yardım yükümlülüğü üstlenme yolunda önemli bir adım attı. Ancak anlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek askerî, ekonomik ve diplomatik sorumlulukların sınırları henüz bütün yönleriyle açıklığa kavuşmuş değil.
Üç ülkenin ortak güvenliği adına verilen uzun vadeli taahhütler, gelecekte Türkiye’yi doğrudan tarafı olmadığı bir bölgesel çatışmanın içine çekebilecek koşullar yaratırsa, bu kararların siyasal sorumluluğu ve toplumsal maliyeti nasıl denetlenecek?
- NHA / TBMM Genel Kurul Tutanakları, TBMM Dışişleri Komisyonu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, ANKA Haber Ajansı, Cumhuriyet, Medyascope, Euronews Türkçe, Demirören Haber Ajansı.














