Esra Işık hakkında hazırlanan iddianamenin kabul edilmesiyle dava süreci resmen başlarken, tutukluluğun devamı kararı çevre mücadelesi ile yargı pratikleri arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı.
İddianame Kabul Edildi, Duruşma Tarihi Netleşti
Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresinde yürütülen protestolar sonrası tutuklanan Esra Işık hakkında hazırlanan iddianame, Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Mahkeme, “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla yargılanacak olan Işık’ın tutukluluğunun devamına hükmederken, ilk duruşma tarihini 27 Nisan 2026 olarak belirledi.
Protestodan Tutukluluğa Uzanan Süreç
Işık, Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına karşı düzenlenen protestolar kapsamında 30 Mart gecesi gözaltına alınmış, bir gün sonra tutuklanmıştı. Sürecin ardından Muğla Cezaevi’nden İzmir’deki Şakran T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi.
Akbelen bölgesi, uzun süredir enerji ve madencilik faaliyetleri ile yerel halkın yaşam alanlarını koruma mücadelesi arasında süregelen bir çatışma alanı olarak öne çıkıyor.
Savunma: “Sözlerin Muhatabı Yargı Değil”
Işık’ın avukatları, müvekkillerinin tutukluluğunun devamına karar verilmesine itiraz edeceklerini açıklarken, suçlamaların dayanağına ilişkin de dikkat çekici bir savunma ortaya koydu.
Avukatlar, Işık’ın keşif sırasında sarf ettiği sözlerin yargı mensuplarına değil, bölgedeki doğa tahribatından sorumlu olduğunu savundukları şirket yetkililerine yönelik olduğunu belirtti. Bu çerçevede davanın yalnızca bireysel bir yargılama değil, aynı zamanda çevre mücadelesi bağlamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Çevre Mücadelesi Ve Yargı Tartışması
Akbelen direnişi, Türkiye’de çevre hareketlerinin karşılaştığı hukuki süreçler açısından sembolik bir örnek haline gelmiş durumda. Bu tür davalar, bir yandan kamu düzeni ve güvenlik gerekçeleriyle yürütülürken, diğer yandan ifade özgürlüğü ve çevre hakkı kapsamında ele alınıyor.
Uzmanlara göre, bu dosya; çevre aktivizmi ile yargı uygulamaları arasındaki sınırların nasıl çizileceği ve demokratik hakların ne ölçüde korunacağı açısından kritik bir test niteliği taşıyor.














