Süleymancıların lideri Alihan Kuriş ile Bağımsız Maden-İş yöneticisi Başaran Aksu’nun üç gün aynı hücrede kalması, yalnızca sıra dışı bir cezaevi karşılaşmasını değil, Türkiye’de dinî cemaatler, iktidar ilişkileri ve sınıfsal siyaset arasındaki keskin çelişkileri de görünür hale getirdi.
Üç Gün Aynı Hücrede
Bağımsız Maden-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki eylem sırasında gözaltına alınmasının ardından serbest bırakıldı. Aksu, Süleymancılara yönelik soruşturma kapsamında gözaltında bulunan cemaat lideri Alihan Kuriş ile üç gün aynı hücrede kaldığını açıkladı.
Aksu’nun aktardığına göre ikili, hücrede atılan sloganların ardından konuşmaya başladı. Kuriş’in, yapılanmaya yönelik operasyonun AKP ile birlikte hareket etmemeleri nedeniyle gerçekleştiğini söylediği öne sürüldü. Bu ifade, cemaat-devlet ilişkilerinin yalnızca ideolojik yakınlık üzerinden değil, siyasal iktidarla kurulan güç ve çıkar ilişkileri üzerinden de tartışılmasına kapı aralıyor.
“Ben De Solcuyum” Sözü Ve Sınıf Çelişkisi
Aksu, Kuriş’in sohbet sırasında “Çıkarsam sizlerle tartışmak, konuşmak istiyorum, artık ben de solcuyum” dediğini aktardı. Buna karşılık kendilerinin “solcu değil, işçi sınıfı devrimcileri” olduklarını söylediklerini belirten Aksu, Kuriş’in kendilerini bildiğini ve saygı duyduğunu ifade ettiğini söyledi.
Ancak bu kısa karşılaşmanın asıl çelişkisi de burada ortaya çıkıyor: Bir tarafta işçi sınıfının örgütlenmesi ve ekonomik hakları üzerinden mücadele eden sendikal bir yapı, diğer tarafta dini cemaat örgütlenmesinin lideri olarak tanınan ve ağır suçlamalarla yürütülen bir soruşturmanın merkezindeki isim bulunuyor. Aynı hücrede yan yana gelen bu iki siyasal ve toplumsal dünya, cezaevi koşullarında geçici bir diyalog kurarken, dışarıdaki ideolojik ve sınıfsal ayrımlarını da ortadan kaldırmış değil.
İktidar İlişkileri Yeniden Tartışmada
Aksu’nun aktarımı, Kuriş’in “AKP ile davranmadıkları için operasyonu yaşıyoruz” sözünü de kamuoyunun tartışmasına taşıdı. İddia, cemaatler ile siyasal iktidar arasındaki ilişkilerin niteliği ve iktidar değiştikçe bu yapıların karşı karşıya kalabileceği tasfiye süreçleri açısından dikkat çekici.
Öte yandan Aksu’nun aktardığı ifadeler Kuriş’in kendi açıklaması değil, bir gözaltı deneyimine ilişkin tanıklık olarak kamuoyuna yansımış durumda. Bu nedenle söz konusu değerlendirmelerin soruşturmanın hukuki sonuçlarından bağımsız olarak ele alınması gerekiyor.













