back to top
Ana Sayfa Yorum Toplum olarak ne yaşıyoruz ?

Toplum olarak ne yaşıyoruz ?

İzahı bile yapılamayan şeylerin mizahı yapılıyor. Mizah yapan “sen misin?” denilerek kuyu tipine gönderiliyor; “dipsiz kuyuları gör” deniyor. Bu ülkede ;Komedyen Deniz de nasibini aldı, gerekçesi dahi açıklanamayan bu sistemden.

Komedi gibi diyeceğim ama Deniz kızacak diye korkuyorum.
“Mesleğimi bu kadar yere düşürme!” diyecek.
Haklı da olabilir…

Çünkü artık komedinin sınırlarını zorlayan bir gerçekliğin içinde yaşıyoruz.

Aynı düşünmediği için suçlanan, muhalif görüldüğü için hedef alınan, onurundan ve omurgasından taviz vermediği için özgürlüğü ile bedel ödeyen insanlar var.

Gerekçesi tartışmalı kararlarla özgürlüğünden mahrum bırakılanlar, adına “bağımsız yargı” denilen ama bağımlılığın son evresine kadar sorgulanan bir sistemin içinde yıllarını geçiriyor.

Öyle bir noktaya geldik ki cezaevlerinin çokluğuyla, duruşma salonlarının büyüklüğüyle övünür olduk.

Sanki özgürlük alanlarımızı büyütmüşüz gibi…
Sanki dünyanın en özgür meclislerini kurmuşuz gibi…
Sanki sanatın, düşüncenin, bilimin önünü açan atölyeler kurmuşuz gibi…

Övündüğümüz şeylere bakın!

Cezaevleri…
Duruşma salonları…
Askıya alınmış özgürlükler…
Askıya alınmış adalet…
Askıya alınmış hukuk…

Öte yanda yoksulluk aldı başını gidiyor. Bir avuç insanın konforu bozulmasın, onların çocukları rahat etsin diye milyonlara “şükret, bu bir sınav” deniliyor. “Rabbim sevdiği kullarını yoklukla sınar” denilerek açlık bile normalleştirilmeye çalışılıyor.

Eşit şartlarda olmak ne kelime…

Artık aynı mahallede bile yaşamıyoruz.

Askıda ekmek, askıda fatura, askıda bilet derken; bugün askıda özgürlük, askıda adalet, askıda hukuk, askıda vicdan konuşuyoruz.

Peki sonuç?

Askıda kocaman bir sıfır!

Çünkü cesaret askıda.
Empati askıda.
Vicdan askıda.
Adalet askıda.

Ve en tehlikelisi:

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” Diyen vicdanlar askıda!

Kimi sustu.
Kimi görmedi.
Kimi duymadı.
Kimi “bilmiyorum” dedi.
Kimi üç maymunu oynadı.

Kendi konforu bozulmasın diye haksızlığa sessiz kalanlar, bugün kendi kapılarına dayanan adaletsizlik karşısında “Yetişin, ses verin!” diyor.

Ama unuttukları bir şey var!

Dipsiz kuyuya giden taşları siz döşediniz.

Sizin sustuğunuz her haksızlık, bir sonrakinin önünü açtı.
Görmezden geldiğiniz her adaletsizlik, büyüyerek geri döndü.
Beslediğiniz her yılan, biraz daha güçlendi.

Şimdi o yılanın sizi de sokmasına şaşırmayın.

Çünkü yılan artık doymuyor.

Doymayacak!

Ve bugün acı gerçekle yüzleşme zamanı ;

Askıya alınan yalnızca değerler değildi.
Siz de kendi sessizliğinizle kendinizi askıya aldınız.

Özgürlüğü başkasının meselesi sandınız.
Adaleti yalnızca size dokunduğunda hatırladınız.
Haksızlığı, size yapılmadığı sürece görmezden geldiniz.

Oysa adaletin “bana”sı, “sana”sı olmaz.

“Adalet, herkes için eşit işlediği zaman adalettir. Kişiye, makama ve güce göre değişen şeyin adı adalet değil, ayrıcalıktır.”

Bugün başkasının özgürlüğü için susarsanız, yarın kendi özgürlüğünüz için konuşacak bir toplum bulamayabilirsiniz.

Ve unutmayın:

Size dokunmayan yılanı yıllarca siz beslediniz.
Şimdi o yılan sizi yutuyor.

Şimdi söz sırası sizde.

Bugün tüm meslek örgütlerine, sendikalara, derneklere, siyasi yapılara ve toplumun sessizce üç maymunu oynayanlarına çağrımdır;

Yeni bir başlangıç yapın.

Vicdanlarınızı yeniden askıya almadan, bir kez olsun doğru yerde durun.
Bir kez olsun korkmadan konuşun.
Bir kez olsun haksızlığa uğrayanın kim olduğuna bakmadan haksızlığa karşı ses verin.

Çünkü bugün sustuğunuz her şey, yarının daha büyük sessizliğini yaratıyor.

Ve şunu unutmayın:

Kuyudakiler bir gün o kuyudan çıkar.

Ama siz, kendi yarattığınız sessizliğin içinde yok olabilirsiniz.

Sonra “Nerede herkes?” diye sormayın.

Herkes oradaydı.
Siz sustunuz.

Benden söylemesi…

Fevziye ŞAHİN
Latest posts by Fevziye ŞAHİN (see all)