10 Ekim Ankara Katliamı’nda kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir kırılma yaşandı. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi’nin soruşturma yapılması gerektiği yönündeki kararına rağmen savcılık, emniyet görevlileri hakkında zamanaşımı gerekçesiyle “soruşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verdi. 10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu ise kararı, yalnızca hukuki değil, cezasızlık politikasını derinleştiren siyasi bir tercih olarak değerlendirdi.
10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17 Haziran 2026 tarihli kararıyla, Gaziantep Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında “soruşturma yapılmasına yer olmadığına” (SYOK) hükmettiğini açıkladı. Kararın gerekçesi olarak, kamu görevlileri yönünden ileri sürülen “görevi ihmal” iddialarında zamanaşımı süresinin dolduğu gösterildi.
Karar, yıllardır kamu görevlilerinin olası ihmallerinin yargı önüne taşınması için verilen hukuk mücadelesinde yeni bir tartışma başlatırken, katliamda yakınlarını kaybeden aileler ve avukatlar, yargının bir kez daha kamu görevlilerinin sorumluluğunu araştırmaktan kaçındığını savundu.
Mahkeme Soruşturma Dedi, Savcılık Zamanaşımını Gerekçe Gösterdi
Dosya, Gaziantep Valiliği’nin iki ayrı kez soruşturma izni vermemesi üzerine yargıya taşınmıştı. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi her iki kararı da kaldırarak kamu görevlileri hakkında soruşturma yürütülmesi gerektiğine hükmetmişti.
Buna rağmen savcılık, yaklaşık on yıllık süreç sonunda kamu görevlileri hakkında ceza soruşturması açmak yerine zamanaşımı gerekçesiyle dosyayı kapattı. Böylece Bölge İdare Mahkemesi’nin soruşturma yapılması yönündeki kararına rağmen dosyada esaslı bir ceza soruşturması yürütülmedi.
Komisyon: İnsanlığa Karşı Suçlarda Zamanaşımı Olmaz
Kararın ardından yazılı açıklama yapan 10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu, savcılığın yıllardır kamu görevlilerine hiçbir kusur yüklememeye çalıştığını belirtti.
Komisyon açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi:
“Soruşturmanın en başından beri faillerin yalnızca mahkemede yargılanan kişiler olmadığını, katliamın gerçekleşmesine göz yuman kamu görevlilerinin de sorumluluğu bulunduğunu söyledik. 10 Ekim Ankara Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı olmaz.”
Açıklamada ayrıca, dosyanın yıllarca adliye koridorlarında kaybolduğu, daha sonra tesadüfen bulunmasının ardından da etkin biçimde soruşturulmadığı hatırlatılarak, zamanaşımının “cezasızlığı kurumsallaştıran bir sığınak” haline getirildiği ifade edildi.
Komisyon, Türkiye’de uzun yıllardır benzer katliam dosyalarında kamu görevlilerinin yargı önüne çıkarılmamasının münferit değil, sistematik bir yargı pratiği olduğunu savundu.
2019’Da Ortaya Çıkan Belgeler Tartışmayı Derinleştirmişti
Kamu görevlileri hakkındaki suç duyurusunun temelini, 2019 yılında Ankara Adliyesi’nde ortaya çıkan dokuz klasörlük resmi belge oluşturdu.
Belgelerde, katliam sanıklarından Yakub Şahin ve Hüseyin Tunç hakkında saldırıdan günler önce güvenlik birimlerince yürütülen soruşturmalara ilişkin önemli bilgiler yer aldı.
Dosyaya göre, Nizip Emniyet Müdürlüğü 2 Ekim 2015 tarihinde Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nü iki isim hakkında resmi olarak uyardı. Ön inceleme raporlarında ise Yakub Şahin’in katliamdan üç gün önce teknik takibe alındığı, buna rağmen gözaltına alınmadığı ve saldırının engellenemediği bilgisi yer aldı.
Bu gelişmeler üzerine katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri, yaralananlar ile mitingi düzenleyen DİSK, KESK, TMMOB ve TTB adına Gaziantep Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunuldu.
Cezasızlık Tartışması Yeniden Gündemde
10 Ekim Ankara Katliamı davası boyunca yalnızca saldırıyı gerçekleştiren failler değil, saldırının önlenememesinde ihmali veya sorumluluğu bulunduğu iddia edilen kamu görevlileri de hukuk mücadelesinin odağında yer aldı.
İnsan hakları örgütleri ve hukukçular, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ile uluslararası insan hakları hukukunun, yaşam hakkı ihlallerinde devletin yalnızca failleri cezalandırmakla değil, ihmali bulunan kamu görevlileri hakkında da etkili, bağımsız ve zamanında soruşturma yürütmekle yükümlü olduğunu hatırlatıyor.
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’nın zamanaşımı gerekçeli son kararı ise, Türkiye’de özellikle kitlesel katliamlar ve ağır insan hakları ihlallerinde uzun süredir tartışılan “cezasızlık politikası” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.











