Kemal Türkler, katledilişinin 46. yılında DİSK öncülüğünde anılırken, törende yapılan konuşmalar yalnızca bir sendika liderinin anısını değil, Türkiye’de emek mücadelesinin geçmişten bugüne uzanan siyasal ve sınıfsal çatışmalarını da gündeme taşıdı. DİSK yönetimi, Türkler’in öldürülmesini 12 Eylül’e giden sürecin kritik dönemeçlerinden biri olarak değerlendirirken, günümüzdeki grev yasakları, sendikal baskılar ve demokratik gerilemelerin aynı siyasal anlayışın devamı olduğunu savundu.
Topkapı’da Emek Mücadelesinin Hafızası Canlandırıldı
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) kurucu Genel Başkanı, Türkiye Maden-İş Sendikası Genel Başkanı ve Türkiye işçi sınıfı hareketinin simge isimlerinden Kemal Türkler, katledilişinin 46. yılında İstanbul Topkapı Mezarlığı’ndaki kabri başında düzenlenen törenle anıldı.
Anmaya DİSK yöneticileri, bağlı sendikaların temsilcileri, emek örgütleri ve çok sayıda sendikacı katıldı. Törende ilk konuşmaları Kemal Türkler Eğitim ve Kültür Vakfı (KETEV) Başkanı Celalettin Aykanat ile Türkiye Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar yaptı.
Atar, Kemal Türkler’in yalnızca tarihsel bir sendika lideri olmadığını, mücadelesinin bugün de fabrikalarda, grev alanlarında ve direnişlerde sürdüğünü belirterek, özellikle grev yasaklarına karşı metal işçilerinin gösterdiği direnişi bu mirasın güncel yansıması olarak değerlendirdi.
DİSK: Kemal Türkler’in Mirası Sınıf Mücadelesidir
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise konuşmasında Kemal Türkler’in adının yalnızca mezar taşında değil, üretim alanlarında ve emek mücadelesinin sürdüğü her yerde yaşamaya devam ettiğini söyledi.
Çerkezoğlu, Türkler’in geride bıraktığı mirasın 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi, Kavel Grevi, 1 Mayıslar, DGM direnişleri, Taksim Meydanı ve DİSK’in mücadele geleneği olduğunu vurgulayarak, bu tarihsel birikimin bugünün emek mücadelesine yön vermeyi sürdürdüğünü ifade etti.
Konuşmasında Enternasyonal Marşı’nda yer alan “Bizi kurtaracak olan kendi kollarımızdır” sözünü hatırlatan Çerkezoğlu, işçi sınıfının haklarını ancak örgütlü mücadeleyle kazanabileceğini belirtti.
Suikasttan Bugüne Uzanan Siyasal Tartışma
Anma töreninin en dikkat çekici bölümü ise Kemal Türkler suikastının Türkiye’nin siyasal dönüşümüyle ilişkilendirildiği değerlendirmeler oldu.
Çerkezoğlu, Türkler’in öldürülmesini yalnızca bireysel bir siyasi cinayet olarak değil, Türkiye’yi 12 Eylül askeri darbesine götüren süreçte emek hareketini tasfiye etmeye yönelik sistematik saldırıların önemli halkalarından biri olarak nitelendirdi.
DİSK Genel Başkanı, bugün uygulanan grev yasakları, düşük ücret politikaları, sendikal örgütlenmenin önündeki engeller ve demokratik kurumların zayıflaması arasında tarihsel bir süreklilik bulunduğunu savunarak, “Kemal Türkler’e sıkılan kurşun, bugün kurulmak istenen düzenin ilk adımlarından biriydi” değerlendirmesinde bulundu.
Emek Hareketi Geçmişten Geleceğe Mesaj Verdi
Anma töreninde yapılan konuşmalar, yalnızca Kemal Türkler’in kişisel mirasını anmakla sınırlı kalmadı; Türkiye’de çalışma yaşamı, sendikal haklar, demokrasi ve hukuk devleti tartışmaları da geniş biçimde gündeme taşındı.
Konuşmacılar, örgütlü emeğin karşı karşıya bulunduğu ekonomik ve siyasal baskılara dikkat çekerken, Kemal Türkler’in mücadele anlayışının günümüzde de işçi hareketi açısından yol gösterici olduğunu ifade etti. Tören, katılımcıların saygı duruşu ve karanfiller bırakmasının ardından sona erdi.
- Kemal Türkler’in Mirası Grevlerde Ve Direnişlerde Yaşıyor - 23 Temmuz 2026
- Enflasyon Beklentisi Yükseldi, Büyüme Umudu Zayıfladı - 20 Temmuz 2026
- Yoklar Listesi Ve Hafızanın Yeniden İnşası - 19 Temmuz 2026



















